Focus pe… • Notre regard sur ... • Vanuit ons oogpunt... • Notre regard sur ... • Наш погляд на • Η ματιά μας… • Наш взгляд на... • 인사이트 • Katse kohdistuu… • Нашият поглед върху... • Zaostrené na • Vështrimi ynë… • Náš pohled na … • Unsere Blick auf • .... üstündeki düşüncemiz
LES RDV DE L’ÉCO – “ Fransızlar çoğunlukla Türkiye piyasasında ender olan bir kalite ve know-howu getiriyorlar ”

İstanbul’un Avrupa yakasında iş semti Gayrettepe’nin kalbinde yer alan Arkan& Ergin** özellikle vergi ve kurumsal finans hizmetleri sunan bir mali müşavirlik ve denetim firmasıdır. 150 personeli olan bu kuruluş uluslararası pazarlara açılarak faaliyetlerini büyütme seçiminde bulundu. 2009 yılında kırk kadar ülkede faaliyet gösteren Uluslararası Jacques Potdevin et Associés (JPA) ağına dahil olan firma, özellikle Fransa ile ilgileniyor. Bundan iki yıl sonra, Arkan& Ergin sadece Türkiye’deki Fransız ortaklıklarına ve Fransız müşterilere dönük bir departman açmak suretiyle bu yolda devam etti. Arkan& Ergin’de mali müşavir ve 31 Mart tarihinden bu yana Türk-Fransız Ticaret Derneğinin Genel Sekreteri olan Vedat Kumuşoğlu ile bir söyleşi yaptık.
Lepetitjournal.com d’Istanbul : Birkaç rakamla bize Arkan& Ergin’i tanıtabilir misiniz?
Vedat Kumuşoğlu : Arkan& Ergin’in 500’den fazla Türk müşterisi ve büyük bir kısmı Fransız yüz kadar uluslararası müşterisi vardır. Ben mali müşavirlik departmanındayım ve müşterilerimin %90’ı KOBİ çünkü büyük şirketler çoğunlukla muhasebe işlemlerini kendi bünyelerinde dahili olarak gerçekleştiriyorlar. Söz konusu büyük şirketlerine biz daha ziyada denetim ve hesap kontrol hizmetleri sunuyoruz.
Arkan& Ergin aynı zamanda “Forum of Firms” üyesi, söz konusu olan nedir ?
“Forum of Firms” merkezi A.B.D.’de olan uluslararası mali müşavirlik firmalarından oluşan bir meslek derneğidir. Fransa’daki ortağımız Jacques Potdevin, bu derneğin yönetim kurulu üyesidir. Dolayısıyla biz de 2009 yılında JPA international ile ortaklık kurduktan sonra Forum of Firms‘e katıldık. Somut olarak, bu dernek standartları dikte etmekte ve üyelerinden belli bir denetim ve mali müşavirlik kalitesi talep etmektedir. Firmaların belli bir standarda uymasını sağlayan bir kalite güvencesidir.
Dolayısıyla siz özellikle uluslar arası pazarlara dönüksüzünüz, neden böyle bir seçim yaptınız?
Doğrusunu söylemek gerekirse, biz piyasanın trendini takip ettik. Başlangıçta, bu departmanı kurduğumuz zaman, bunu müşterilerimizin taleplerini karşılamak için yaptık. Uluslararası müşterilerimizin, muhasebe alanında doğru şekilde iletişim yapabilmek için uluslararası bir anlayış ile yerel pazarın dışında da aktif olan bir işbirliğine geçmişte ve halen ihtiyaçları olduğunu hissettik. Başlangıçta böyle bir düşüncemiz yoktu, fakat piyasa bizim yaklaşımımızı yönlendirdi. Bu talep çok açıktı ve gerçekten de Türkiye’de, İngilizce veya Fransızca konuşan muhasebeciler ve mali müşavirler .bulmak çok zor. Uluslararası müşteriler aynı zamanda bizim Yakın Doğu’ya ve özellikle de yaptırımların kalktığı şu dönemde İran’a açılış stratejimizi de beğeniyorlar. İran Avrupalıların son derece aktif olduğu bir pazar ve Türkiye İran’a doğru mükemmel bir köprü ve aracı ülke olarak görülüyor.
Mevcut konjonktür sıkıntılarına rağmen, Türk pazarının hale iyi fırsatlar sunduğunu düşünüyor musunuz ?
Gerçekten de, 2016 yılında bir dünya krizi çıktı ve bu durum Türkiye’yi de etkiledi. Genelleştirmeden söyleyelim, çünkü bütün sektörler farklı, ortalama ödeme vadelerinin daha uzun olduğu görülüyor. 2016 önceki yıllardan daha az kârlı bir yıl olacaktır, fakat Türk pazarının Avrupa pazarına kıyasla çok avantajı olduğunu düşünüyorum, Türkiye’de yatırım yapmaya gelen Fransız işadamları müşterilerimle konuştuğumda bunu gözlemliyorum. Görüş alış verişlerimizden Türk pazarının Avrupa pazarından daha az rekabetçi olduğu ve otomatik olarak kâr marjlarının daha yüksek olduğu sonucu çıkıyor. Kuşkusuz, sektörleri her durum bazında ayrı ayrı değerlendirmek gerekiyor. Türkiye değerlendirilmesi gereken bir pazar, hepsi finansal durumları sağlıklı ve yatırımlarından memnun olan müşterilerimin geri dönüşlerinden bu sonuç ortaya çıkıyor. Özellikle İstanbul’da tüketim yapan ve bütün ihtiyaçları henüz yerli şirketler tarafından karşılanmayan büyük bir genç nüfus var.
Yani Fransız Şirketlerinin Türkiye’de yatırım yapmak için ellerinde birtakım kozları var diyorsunuz?
Şu bir gerçek ki Fransız müşterilerimizin çoğunlukla Türkiye piyasasında ender görülen bir kalite ve know-how getirdiklerini görüyoruz. Rekabetçilik avantajları var ve Türk halkının ancak Fransız markalarının sunabildikleri kaliteyi talep ettiğini düşünüyorum. Fransız şirketlerinin korkmaması gerekiyor: İyi bir ortaklıkla, bu pazarda başarılı olma şansları yüksek.
Sizce bürokratik bir ülke olarak bilinen Türkiye’de şirket kurmanın güçlükleri nelerdir?
Prosedürlerde sıkıntı yok, bu duruma göre değişiyor, fakat bir Ltd.Şti. için kurulum işlemleri çok kolay, formaliteler 10.000 TL (3.137 Avro*) sermaye ile bir haftada tamamlanabiliyor. Şirket kurulduktan sonra, muhasebe ve vergi prosedürlerine uymak gerekiyor, ben müşterilerime bu prosedürlerin ağır olup olmadıklarını anlatıyorum. Türkiye gittikçe IFRS denilen Avrupa standartları ile uyumlu hale geliyor. Önceden Türkiye kendi vergi yasaları ile çalışan bir ülkeydi, fakat standartların uyumlulaşması prosedürleri dana kolaylıkla okuyabilen ve yorumlayabilen yabancı yatırımcılar için bir avantaj oluşturuyor.
Peki ya ücretler konusu?
Türkiye’de Fransa’dan daha az sosyal gider var, şirketlerin yükümlülükleri daha az ağır. Asgari ücret bu yıl biraz zamlandı, bu normal, fakat hala net 300 Avro civarında (958 TL*), dolayısıyla ücretler ve sosyal giderler Türkiye’de daha fazla katı ve sıkı kuralın olduğu Fransa’ya hatta Avrupa’ya göre daha az bir endişe konusu oluşturuyor. Bununla birlikte, her yerde olduğu gibi Türkiye’de de vergi yasalarına uymaya, bazı kuralları ihmal etmemeye çok dikkat etmek lazım. İşte bunun içindir ki iyi mali müşavirlerle çalışılmasını tavsiye ediyorum çünkü vergi alanında bir kere hata yapıldı mı, bunun düzeltilmesi ve telafi edilmesi zor oluyor. Şirketin kuruluşundan itibaren bu hususun çok ciddiye alınması gerekiyor.
Aynı şekilde ortaklık faaliyetleri de geliştiriyor musunuz?
Evet, şirket birleşmeleri ve satın almaları da yapıyoruz. Yerel olarak 500 Türk müşteri ve yüz kadar uluslararası müşterimizden oluşan bir portföyümüz var ve müşterilerimiz bizden Türkiye’de veya tersine yurtdışında ortaklar bulmamızı istediklerinde, biz onların arasındaki irtibatı sağlıyoruz. Bazen kültürleri farklı olan iki şirketi bir araya getirmek zor oluyor, bu nedenle Fransızca, İngilizce ve Türkçeye hakim olan iyi bir danışmanın olması gerekiyor. İşlemler kolayca yapılıyor fakat iki şirket arasındaki ilişkiyi sağlayacak bir aracının olması gerekiyor. Örneğin, finansal tabloları okumada Türkler Fransızlardan veya Avrupalılardan daha az titiz olabiliyorlar, yani metotları farklı olabiliyor, Mutlaka bir mali müşavir veya başka bir aracının olması gerekiyor, yoksa iletişim sorunları çıkabiliyor. Ticaret odasının aksine, biz güvenlik nedenleriyle ücret portajı yapmıyoruz –bir şirketin hesabına bir ücretlinin bordroda gösterilmesi–, çünkü bu kişi sorumluluğumuz altında oluyor ve bir problem olduğunda bu bize bağlı oluyor. Ama portaja ihtiyaç duymadan da, bir ücretli Fransa’da bir şirkete bağlı olabiliyor ve çok kolaylıkla Türkiye’ye çalışmalar yapmaya gelebiliyor.
Geçenlerde Türk-Fransız Ticaret Derneğinin yönetim kuruluna seçildiniz. Yeni yönetim kurulunun projeleri neler ?
Derneği yeni üyelerin katılımıyla büyütme hedefimiz var. Şimdilik, yaklaşık 450 üyemiz var, fakat 15 milyon nüfusun yaşadığı ve herhalde binlerce Fransızca bilen insanın olduğu İstanbul’da bu rakam bana çok düşük geliyor.Türk-Fransız ortaklıklarını derneğimize davet etmek için elimizden geleni yapmamız ve faaliyetlerimizi geliştirmek için proaktif olmamız gerekiyor. Yönetim kurulu olarak bu deneği daha da aktif hale getirmek görevimiz var. Eski yönetim kurulu üyeleri de iyi iş yaptılar ve bizim daha da fazlasını yapmak için çaba göstermemiz gerekiyor.
* 27 Nisan 2016 itibariyle TL kuru üzerinden
** internet sitesi Fransızca,Türkçe ve İngilizce mevcuttur
Söyleşiyi yapan Noémie Peycelon (www.lepetitjournal.com/istanbul) 28 Nisan 2016 Perşembe
www.lepetitjournal.com/Istanbul ile Türk-Fransız Ticaret Derneği (CCFT) arasında Ekim 2009’da doğan işbirliği çerçevesinde gerçekleştirilen söyleşidir. Her ay, www.lepetitjournal.com/istanbul ve www.ccift.com mecralarında ve CCFT’nin aylık bülteni "Les Nouvelles de la Chambre" da bir kuruluşun veya girişimcinin portresi yayınlanmaktadır