Türkiye'de Fransa

Türkiye'de Fransız yatırımları, ticaret dengesi, istihdam ve şirketlerin rekabet gücü

Fransa ve Türkiye arasındaki ekonomik ilişkiler ticaret ve yatırımda yoğun olup, çeşitlendirilmiştir. Bu iki bileşen, Fransız şirketlerinin büyük yatırımları ile tanımlanan 2000-2010 döneminden beri güçleniyor. Son on yılda, yeni büyük oyuncuların gelişiyle konsolidasyon gerçekleşti. Geçtiğimiz on yıl boyunca, iki taraflı ticaret dengesi Fransa için sistematik olarak olumlu iken, 2009'dan beri ise pozitif ve negatif arasında değişiyor. Ancak, Fransa'nın Türkiye’ye yaptığı ihracat ve Fransa’da istihdama yönelik yatırımların (yerelleşmeme) olumsuz etkisi olduğu sonucuna varamayız. Türkiye'deki Fransız yatırımları, esas olarak, büyük bir tüketici pazarına yakınlaşmayı, Türkiye'yi küresel bir değer zincirine entegre etmeyi, yerel olarak satılan ürünlerin maliyet rekabet gücünü artırmayı hedeflemektedir. Ülkedeki ve dünyadaki Fransız şirketlerinin rekabet gücü üzerinde olumlu etkileri vardır. Fransız-Türk ikili ilişkilerinde üç kilit sektör (otomotiv, tekstil, ilaç) dikkat çekmektedir.

 

Türkiye'de Fransız yatırımlarının (2008-2018) “konsolidasyon” dönemine ikili ticarette artış ve Fransa’nın ikili ticaret dengesindeki bozulma eşlik etti.

 

Yaklaşık 450 Fransız şirketinin Türkiye'de bir sanayi ve / veya ticari faaliyeti bulunuyor. Türkiye'deki kuruluşlarını, aşağıdaki gibi genel olarak özetlenebilecek çeşitli aşamalar takip etmiştir:

1) 1990-2008 : Türkiye’deki Fransız yatırımlarında artış

2) 2008-2018 : Kriz zamanlarında geçici kapanmalar, bununla birlikte bazı büyük yatırım operasyonları

Halihazırda, tüm büyük faaliyet sektörleri temsil edilmektedir.

 

Son on yılda, Fransız-Türk ikili ticareti istikrarlı bir şekilde artmaktadır. 2008 yılındaki 11 milyar Euro’dan sonra, iki ülke arasındaki ticaret toplamı 2017 yılında 14,2 milyar Euro’ya çıkmıştır. Her iki yöne ticaret de gelişmiş olup, Türkiye'den ithalat (7,6 milyar Euro ile +% 40) Türkiye’ye yapılan ihracata göre (6,7 milyar Euro ile +% 17) daha fazla artmıştır. Yıl bazında önemli farklılıklar olsa da (özellikle az ya da çok büyük miktardaki uçak sevkiyatı nedeniyle) 2008 yılına kadar yapısal olarak fazla veren Fransa’nın Türkiye ile olan ikili ticaret dengesi, 2009, 2014, 2016 (dengeye yakın) ve 2017 (782 milyon Euro'luk en büyük açık) yıllarında açık verir duruma gelmiştir. Türkiye'de talebin yavaşlaması, Fransa'da sürdürülebilir büyümeyle birlikte bu eğilimi kısmen açıklarken, daha yapısal bir eğilim de söz konusudur : İkili ticarette önemli olan bazı kilit Türk sanayi sektörlerinin yükselişidir.

 

Son yıllarda Fransız yatırımlarının Fransa’nın ihracatına ve Fransa'daki istihdam üzerinde olumlu etkisi sınırlı kalırken, Türk sanayi gücünün ülkeye yerleşmiş Fransız sanayi kuruluşlarına tedarik etmek için yeterli olmadığı bir zamanda güçlü oldu. Bununla birlikte, Fransız gruplarının küresel niteliği ve ara malların tedariği için Çin ve diğer Asya ülkelerinin yükselişi, Türkiye’de yerleşik bu gruplara yönelik Fransa'nın arzının azalmasına yol açıyor. Türkiye’nin ithalatındaki Çin’in payı 2008’de % 7,8’den 2017’de % 10’a çıkarken, Fransa’nın payı % 4,5’den % 3,5’e düştü.

 

Söz konusu ikili ekonomik ilişkideki bazı kilit sektörlerin (otomotiv, tekstil, ilaç) analizi, yatırım / ticaret dinamiğinin daha iyi anlaşılmasını sağlıyor. Bu sektörlerde, Fransa’nın ihracatı makul bir hızla büyümeye devam ediyor ; ancak Türkiye’den ithalata göre daha yavaş (otomotiv), Türkiye’de tüketim artışının altında (eczacılık) gelişiyor veya Türkiye’den ithalatta 1 ile 10 arasında yer alıyor. (tekstil, giyim, ayakkabı)

 

Türkiye'deki Fransız yatırımları birkaç hedefe cevap veriyor, ancak söz konusu üç sektör de dahil olmak üzere, gerçek anlamda yer değiştirmeler nadir oluyor.

 

Fransa’nın Türkiye’deki yatırımlarının, Fransa'nın büyüme, istihdam ve rekabet gücü üzerindeki etkileri genel olarak oldukça olumlu görünmektedir. Türkiye nadiren bir yer değiştirme ülkesidir. Aslında, Fransa'da istihdam ile çok az değişme etkisi var. Türkiye'deki Fransa'nın Dış Ticaret Danışmanları ile yapılan anketler sonucunda ortaya çıkan, Fransız şirketlerinin Türkiye'de yerleşik olma durumuna duydukları motivasyon aşağıdadır :

  • Canlı ve dinamik bir iç pazardan istifade edilmesi (80 milyonluk nüfus)
  • Yetenekli ve esnek iş gücünden yararlanılması
  • İthalat engellerinin aşılması (Gümrük Birliği’ne rağmen)
  • Çeşitlendirilmiş ve güçlü bir yerel özel sektörle bütünleşme arayışı (güçlü holdingler, fazla rekabetçi inşaat şirketleri)
  • Orta Doğu, Güney Kafkasya ve Orta Asya'ya stratejik bir bölgesel platform ve giriş noktası olma imkanından yararlanılması;
  • Şirketin küresel rekabetinin iyileştirilmesi ve harcamaların sınırlandırılması

 

Tüm sektörlerde Türkiye’nin Fransa’dan ithalat payındaki düşüş (2008’de % 4,5 iken, 2017’de % 3,5) ile Fransa’nın dünya pazarındaki payının düşüşü aynı şekildedir. (2008’de % 3,7 iken, 2017’de % 2,8)

 

Yatırımların mantığı incelenen sektörlere göre farklıdır

 

Otomotiv : Türkiye'deki Fransız otomotiv yatırımlarının Fransa’nın ihracatı üzerindeki etkisi belirgin değildir. İkili ticaret dengesi 2006 yılından itibaren Fransa için açık vererek, 2017 yılında 1,8 milyar Euro'ya çıkmakla beraber, ihracatı genel olarak (2011-2014 dönemi dışında) bu dönemde artmaktadır. Türkiye’nin Fransa'dan araç ve aksesuar ithalatındaki pazar payı düşüşü (2008'de % 14'ten 2017'de % 7'ye), Fransa’nın küresel pazar payının zayıflamasından daha hızlıdır. (2008’de % 5’ten 2017 yılında % 3,5’e) Ancak, Renault ve ekipman üreticileri yerel olarak üretime yönelik yatırımlar yapmamış olsaydı, Fransız şirketlerinin (dünyadaki ve Türkiye'deki) konumu şüphesiz daha düşük olacaktı. Türkiye, Renault’nun beşinci pazarı olup, bu Fransız markası binek araçlarda liderdir.

 

Tekstil/giyim : Fransız şirketleri, Türkiye için fazla veren ikili ticaret dengesini hareketlendirerek, Türkiye'ye yatırım yapmak yerine Türkiye'de alt yüklenicilerle çalışıyorlar. Bu durum, üretimin yer değiştirmesinden (orta seviyeli Fransız tekstil üretiminin 1960'lı yıllarda başlayan Kuzey Afrika ülkelerine taşınması süreci) çok yeniden konumlandırılması oluyor. Ayrıca Türkiye'de üretim, Fransa'dan konfeksiyon alanındaki özel makinelerin ve teknik ürünlerin ithal edilmesine neden olmaktadır. Türkiye'de satılan Fransız tekstil-giyim sektörü büyük ölçüde lüks alandadır. Türkiye'den alt yüklenici ve kaynak kullanımının önümüzdeki yıllarda artacağı tahmin edilmekte olup, Türk tekstilindeki kalite – etkinlik – fiyat dengesindeki iyileşme buna katkı sağlayacaktır.

 

İlaç endüstrisi : Fransız yatırımları doğrudan (Sanofi) veya lisans anlaşmaları şeklinde (Servier) yapılmaktadır. Temel amaç, rekabetçi fiyatlarla Türk pazarına tedarik etmektir.  Pazarın potansiyeli, ilaçların fiyatı açısından çözüm getirilirse (herkes için sağlığa erişim mantığında dünyadaki en düşüklerden olup) yatırım çekmeye devam edecektir.

 

Kaynak : Fransa Büyükelçiliği Ekonomi Servisi

 

Share this page Share on FacebookShare on TwitterShare on Linkedin

Close

Les Nouvelles de la Chambre