Home turcChambre de Commerce Française en Turquie

Turquie
Home turcTÜRK-FRANSIZ İŞ DÜNYASI> Son Etkinliklerimiz

Son Etkinliklerimiz



İstanbul’da 11.si, İzmir’de 10.su ve Bursa’da 3.sünü gerçekleştirdiğimiz « Beaujolais Nouveau & Kavaklıdere Primeur » gecelerine toplam 600 kişi katılmıştır

Geleneksel Yeni Beaujolais gecesinin 11.si, 24 Kasım 2011 Perşembe günü, İstanbul’da Fransız Sarayında, beşinci kez « Kavaklıdere Primeur » ile eşleşerek gerçekleşmiştir. Bu fransız-türk kutlama gecesi, (aynı şekilde aşağıda fotoğraflarını göreceğiniz İzmir ve Bursa’da da gerçekleşen geceler) yaz ortasında göreve başlayan ve Dernek Üyelerimiz ile ilk kez buluşan Türkiye’deki Fransa Büyükelçisi Ekselansları Sayın Laurent BILI’nin yüksek himayelerinde, Türkiye’de yerleşik Türk ve Fransız şirketlerinin yöneticilerinin çoğunlukta olduğu, hemen hemen 400 kişiyi biraraya getirmiştir. Bu gece, Büyükelçilik, Konsolosluk, ortaklarımız Air France & Air France Cargo, Eurest, Kavaklidere, Altavia, ve sponsorlarımız ALD Automotive, Peugeot ve Renault’nun destekleriyle gerçekleşmiştir.

Ayrıca Beaujolais Nouveau & Kavaklıdere Primeur geceleri, 25 Kasım Cuma günü İzmir ‘de 100 kişinin katılımıyla ( 10.su) Fransız Konsolosluğunda ve 28 Kasım Pazartesi günü Bursa’da 130 kişinin katılımıyla (3.sü) Oyak-Renault Fabrikalarında gerçekleşmiştir.

Bu üç gecede de, yeni profesyonel ve dostane ilişkilerin kurulması ve mevcutların da geliştirilmesi olan hedefimize her zamanki gibi fazlasıyla ulaşılmıştır. Bütün bu güzellikler, Türk-Fransız iş camiasının dostluk sevgi ve dayanışma içinde olduğunu göstermesi bakımından çok önemlidir.

Bu vesileyle, Derneğimizde 20. yıllarını tamamlayan iki çalışma arkadaşımız Emel Özen (Şirketlerden Sorumlu) ve Necdet Kestelli (İzmir Delegemiz) de onurlandırılmışlardır.



17-18 Kasım tarihleri arasında İstanbul'da gerçekleşen Med-Allia Bölgesel Forumunda büyük başarı

Fransa Başkonsolosluğu Ticaret Müşavirliği - UBIFRANCE TÜRKİYE tarafından organize edilen, İstanbul Ticaret Odası (İTO) ve Türk-Fransız Ticaret Derneği’nin (CCFT) destekleriyle 17-18 Kasım 2011 tarihlerinde gerçekleşen Med-Allia Akdeniz Forumu büyük başarı elde etti!

242 şirketi temsilen 330’dan fazla firma yetkilisi (Türkiye, Fransa, Cezayir, Fas, Tunus, Mısır, Lübnan, Ürdün ve Libya’dan gelen) aynı platformda buluşarak, Forum süresince kendileri için organize edilen 2 000’den fazla ikili görüşme gerçekleştirdi.

Networking için ayrılan zamanlarda ve ayrıca yirmiden fazla uzman şirketin yer aldığı Danışmanlık Noktalarında da birçok buluşma gerçekleştirildi. İkili görüşmelerin paralelinde düzenlenen dört ayrı “Temalı Atölye”, katılımcıların bölgesel pazarları ve sorunlarını daha iyi anlayabilmelerini sağladı (Konu başlıkları: İş Dünyasına Yönelik Bilgi ve Uygulamalar, Çevreci Ekonomi ve İnovasyon, Akdeniz Bölgesindeki Fırsatlar, Mühendislik ve Proje Yönetimi konularında ortaklık imkânları).

Bu büyük buluşma, birçok katılımcı firmanın yeni ortaklıklar kurma yolunda ilk adımı atmalarına imkan sağlamış ve aynı zamanda Akdeniz bölgesindeki şirketler arasındaki ticari ilişkilerin gelişmesindeki mevcut potansiyeli bir kez daha teyit etmiştir.

RAKAMLARLA MED-ALLIA :
- Organize edilmiş 2 000 ikili görüşme
Şirket başına ortalama 8,3 randevu
- 242 katılımcı firma:
• 122 Türk şirket (yirmi tanesi Türkiye’de yerleşik Fransız firma)
• 68 Fransız şirket (Fransa’dan gelen)
• 16 Mısırlı şirket
• 14 Tunuslu şirket
• 9 Faslı şirket
• 8 Cezayirli şirket
• 2 Ürdünlü şirket
• 2 Lübnanlı şirket
• 1 Libyalı şirket

Daha fazla bilgi için : Anouchka UNEL, Gelişim sorumlusu - Tél. +90 (0)212 243 53 38, E-mail : anouchka.unel@ubifrance.fr ; www.med-allia.com




2011 yılında Türkiye'deki ücret uygulamaları (16 Kasım 2011’de Aon Hewitt ile Sabah Kahvaltılı Çalışma Toplantısı)

Geçtiğimiz 16 Kasım'da Derneğimizin Üyesi yirmi firma Genel Müdürü, Finansman Müdürü ve İnsan Kaynakları Müdürü Taksim'deki The Marmara Oteli'nde, Sabah kahvaltılı Çalışma Toplantısında biraraya geldi. Aon Hewitt Talent & Development Lead’.den Bayan Uygar Böke de bulunuyordu, Derneğimizin üyesi olan bu uzman şirket tarafından, Derneğimiz ile işbirliği içerisinde yazın gerçekleştirilen Türkiye'de ücret uygulamaları adlı ulusal bir anketin sunumuna katılmak için bir araya gelmişlerdi.

HEWITT IDE, Aon Hewitt’in iş ortağı olup, insan kaynakları sürecini yabancı bir şirkete vermede danışmanlık konusunda ve şirketlerin ücret uygulamaları ve politikaları hakkında raporları yayımlamakta uzmanlaşmıştır (TCM - Toplam telafisi Ölçüm).

Üst üste beşinci yılda da, Dernek üyesi firmaları Türkiye'de ücret uygulamaları konusunda HEWITT IDE’nin hazırladığı ulusal geniş kapsamlı bir yıllık araştırmaya katılmaya davet etti. Konu, büyük olduğu kadar küçük işletmeler için de bir kaygı konusudur.

Dernek Üyesi 14 şirket bu yıl ankete katıldı, bu sayı örneklerin % 18’ini temsil etmektedir (toplam 78 büyük şirket). Sayın Uygar Böke, bu ankette kullanılan metodolojiyi hızlı bir şekilde açıkladıktan sonra, bu araştırmada aşağıda size sunduğumuz 2011 yılının ana eğilimlerini yorumladı.

Veri garfikleri için: Tıklayın







« Türkiye’de Rekabet : Marka ile Farklılaşmak » (26 Ekim tarihinde PWC ile organize ettiğimiz Sabah Kahvaltılı Çalışma Toplantısı)

26 Ekim tarihinde The Marmara Pera Otel’de, PwC Strateji Danışmanlığı Hizmetleri, Kıdemli Müdür Ece Altay ORHUN’un katılımıyla gerçekleşen« Türkiye’de Rekabet : Marka ile Farklılaşmak » konulu Sabah Kahvaltılı Çalışma Toplantısında 10 Üyemiz biraraya geldiler.

Neler aklımızda kaldı ?

Günümüzün zorlu ekonomik koşulları kısa vadeli önceliklerin arasında uzun vadeli rekabet gücü temellerinin gözden yitirilmemesini gerektiriyor. Aynı şekilde marka pek çok küresel şirketin kâr kaynağını; rekabet üstünlüklerini oluşturuyor ve gitgide varoluş nedenleri haline geliyor.

Küresel şirketlerin faaliyet gösterdiği yerel pazarlardaki rekabet üstünlüğünün korunması için, ürünlerin çoğunun işlevsel olarak doğrudan yerel ve/veya uluslararası rakip ürün işlevleri ile aynı olduğu bu ortamda, güçlü bir marka artık bir şirketin sahip olabileceği tek yasal rekabet üstünlüğüdür.

Bu kapsamda sunum birbiri ile bağlantılı üç alt konuyu ele almıştır:
• Başarılı küresel markaların ortak özellikleri
• Türkiye’de tanınan bir marka olmak
• Güçlü küresel bir markanın oluşturulması için aşılacak engeller ve değerlendirilecek fırsatlar

Başarılı Küresel Markaların Ortak Özellikleri

Başarılı küresel bir markayı yaratmanın tek bir yolu olmasa da dünya genelinde en değerli markaların paylaştığı bazı ortak özellikler vardır. Vurgulanması gereken en önemli özelliklerden biri bu markaların genelde bir yandan farklı bölgesel ve yerel pazarlardaki trendleri takip ederken bir yandan da “küresel tutarlı konumlandırma” yoluyla “küresel olarak tutarlı” mesajlar vermek, yani “glokalleşme” kavramının iyi uygulayıcıları olmaktır.

Genelde insanların hayattan istediklerini temsil ederler: başarı, bilgi, keyif ve mutluluk. Bunun yanı sıra marka isimleri de genelde açıklık testinden geçerler: kısa ve farklı, genelde hecelenmesi ve/veya telaffuzu kolay.

Son olarak iletişim platformları pazarlar arasında farklılık gösterse de, pazarlama iletişim stratejileri benzerdir. Günümüzde pazarlarda görülen aşırı karmaşanın içinden çıkabilmek için kime satış yapacaklarını ve hedef müşterilerinin bu markaları neden satın alacaklarını net bir biçimde belirleyerek kendilerini ayırırlar.

Türkiye’de Tanınan Bir Marka Olmak

Türkiye’de 3950 tüketicinin katılımıyla gerçekleştirilen pazar araştırmasına göre katılımcıların yüzde 45’i bir satın alma kararında en etkili etkenin ürünün markası olduğunu belirtmiştir. Aynı tüketici grubu “Marka sizin için ne ifade ediyor?” sorusunda Türkiye pazarında güçlü markanın “göstergelerini” yüzde 45 oranında sürekli pazar konumu, yüzde 30 oranında reklam sıklığı ve yüzde 25 oranında da en etkin satış sonrası hizmetleri olarak belirlemiştir. Bu çalışma insanların kullanmasalar bile geniş kapsamlı ürünler hakkında bilgi sahibi olma eğilimleri nedeniyle görünürlüğün önemini gözler önüne seriyor.

Devamlı yabancı yatırım Türk piyasasında uluslararası markaların varlığını artırıyor. 2010 yılında Türkiye’ye yapılan doğrudan yabancı yatırımlar kaynağını sağlayan ana ülkeler Avusturya, Fransa, Hollanda, Almanya ve Yunanistan olurken Fransa’nın 2005’ten bu yana doğrudan yabancı yatırımı oluşturan ülkeler listesinde ilk beşte yer aldığını belirtmekte fayda var.

Aşılacak Engeller ve Değerlendirilecek Fırsatlar

Küresel marka oluşturulmasında karşımıza üç önemli soru çıkıyor:
• “Özel marka” kavramının git gide büyüyen etkisine nasıl karşılık vermeliyiz?
• Farklı pazarlardaki kültürel farklılıkların üstesinden nasıl gelebiliriz?
• Güçlü yerel markalar ile nasıl başa çıkabiliriz?

Bu soruların yanıtları açık olmayabilir. Fakat paraya değer kattıklarını gösteren markalar rekabette bir adım önde yer alacaktır. Aynı şekilde, yapılan çalışmalar analitik araştırmaya dayalı müşteri bölümlemesi kökenli pazar stratejilerinin kuruluşun boyutu, geçmiş deneyimleri ve pazar adaptasyonu kadar önemli bir rolü olduğunu gösteriyor. Pek çok şirketin gerçek pazar verisi yerine “algılara” ve “içgüdülere” dayanarak kararlar aldığı bir ortamda bu yaygın bir uygulama olmasa da pazar verisine bağlı kararlar almak “kolay” görünüyor. Sonuncu ama aynı derecede önemli olarak, Türkiye’de internete giriş oranının yüzde 45 olduğu düşünüldüğünde sosyal medya desteğinin kullanımı avantaj yaratacaktır. Pazara aşırı bir karmaşıklık halinin hakim olduğunu aklımızdan çıkarmamamız gerekiyor. Çok fazla ürün, çok fazla medya mesajı ve mesaj başına düşen çok fazla unsur var. Dolayısıyla sosyal medya aracılığıyla gerçekleştirilecek hedeflenmiş pazarlama önemli boyutta bir üstünlük sağlayabilir.



« Türkiye’de Yeni Yatırım Teşvikleri » (12 Ekim tarihinde Mazars-Denge ile organize ettiğimiz Sabah Kahvaltılı Çalışma Toplantısı)

12 Ekim tarihinde Maslak Sheraton Otel’de , Yeminli Mali Müşavir, Mazars-Denge Vergi Partneri Erkan Yetkiner’in katılımıyla gerçekleşen « Türkiye’de Yeni Yatırım Teşvikleri » konulu Sabah Kahvaltılı Çalışma Toplantısında 11 Üyemiz biraraya geldiler.

Neler aklımızda kaldı ?

Yeni yatırım teşvik sistemi 2009 yılında yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı uygulanmaya başlanmış bulunmaktadır. 2009 yılından bugüne kadar bazı yasal değişiklikler yapılmıştır. Ancak söz konusu değişiklikler var olan düzenlemede önemli farklılıklar yaratmamaktadır. Yatırım teşviklerim temel amacı üretim, istihdam ve yabancı sermaye yatırımlarının artırılarak Türkiye ekonomisinin uluslar arası rekabet edebilirliğinin artırılmasını sağlamaktır. Söz konusu kararın ekinde belirtildiği üzere her türlü yatırıma teşvik verilmemektedir. Sanayi, tarım ve hizmetler sektöründe bazı sektörlerde yapılan yatırımlar hiçbir şekilde yatırım teşvik kapsamına girmemektedir. Buna karşın bazı sektörler belirli şartlar altında teşvik edilmektedirler. Yapılan yasal düzenlemede yapılan yatırımın niteliğine göre beş farklı teşvik uygulanmaktadır.

1- Genel teşvikler; Tüm Türkiye’de geçerli olan bu teşvikte, bölgesel ve büyük ölçekli yatırımlara sağlanan teşviklerden yararlanmayan ve I,II bölgelerde en az 1.000.000.-TL, III. Ve IV . bölgelerde ise ez az 500.000.-TL yutarında yapılan yatırımlar İthalatta gümrük vergisi teşviki, KDV teşvikinde yaralanabilecektir.

2- Bölgesel teşvikler; Bölgesel teşvikte Türkiye dört ayrı bölgeye ayrılmış bulunmaktadır. Her bölgede yapılacak yatırım tutarı ve diğer yatırım şartlar ayrı ayrı belirlenmiş bulunmaktadır. I ve II. Bölgede yapılan yatırımlar için ithalatta gümrük vergisi teşviki, KDV teşviki, indirimli gelir/kurumlar vergisi, sosyal güvenlik işveren prim desteği ve arazi teşvikleri sağlanmaktadır.III. ve IV. Bölgelerdeki teşvikler ise ithalatta gümrük vergisi teşviki, KDV teşviki, indirimli gelir/kurumlar vergisi, sosyal güvenlik işveren prim desteği , arazi teşviki ve faiz desteğidir.

3- Büyük ölçekli yatırım teşvikleri;

4- Sadece belirli sektörlerde yapılan yatırımlar bu teşvik kapsamındadır. Yatırım tutarı en az elli milyon Türk Lirası , olup bazı sektörlerde bu yatırım tutarı bir milyar Türk Lirasına kadar çıkabilmektedir. Büyük ölçekli yatırımlarda ithalatta gümrük vergisi teşviki, KDV teşviki, indirimli gelir/kurumlar vergisi, sosyal güvenlik işveren prim desteği , arazi teşviki verilmektedir.

5- Ar-Ge teşvikleri; Ar-Ge teşvikleri tüm Türkiye çapında geçerli olup,Ar-Ge ile ilgili olarak yapılan yatırımlar için ithalatta gümrük vergisi teşviki, KDV teşviki ve faiz desteği sağlanmaktadır. Türk Lirası ve Yabancı para cinsinden alınan banka kredileri için farklı oranlarda destek sağlanmaktadır.

6- Çevresel teşvikler. Çevresel teşvikler Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından onaylanan ve çevre mevzuatına göre yapılan çevre yatırımlarına verilmektedir. Çevre sel teşvikler olarak ithalatta gümrük vergisi teşviki, KDV teşviki ve faiz desteği sayılabilir.

Yatırım teşviklerinden yararlanabilmek için Hazine Müsteşarlığı’ndan yatırım teşvik belgesi alınması gerekmektedir. Yatırım teşvik belgesi ekinde yer alan makine , teçhizat vs için teşviklerden yararlanabilir. Yatırım konusu makine , teçhizat vs gümrük vergisi ve KDV ödenmeden ithal edilebilir. Veya yurt içinden KDV ödenmeksizin satın alınabilir. Yapılan yatırımlardan elde edilen kazançlar için bakanlar kurulu kararında belirtilen yatırıma katkı tutarına ulaşıncaya kadar indirimli kurumlar vergisi teşvikinden yararlanabilinecektir. Yine yapılan yatırımlar dolayısıyla yaratılan ekstra istihdam için sosyal güvenlik işveren payı desteğinden kanunda belirtilen süreler itibarı ile yararlanabilecektir. Yine ekstra istihdam yaratan ve belirli tutarı aşan yatırımlara devlet arazileri belirli bir süreliğine ücretsiz olarak kiraya verilebildiği gibi mülkiyeti de devredilebilmektedir.


Derneğimizin 23. Gala Gecesi unutulmayacak bir gece olarak hafızalarda yerini aldı

Derneğimizin 23. Gala Gecesi tüm katılanlar nezdinde büyük bir başarı olmuştur. Türk Fransız iş camiasının 15 Haziran tarihinde Esma Sultan Yalısında gerçekleşen bu prestij gecesine, yaklaşık 500 kişi katılmıştır.

Başkan Olivier GUILLAUME açılış konuşmasında « Türk Fransız iş camiası olarak Gala Gecemize yoğun katılım, camiamızın ne denli dinamik ve güçlü olduğunu göstermektedir. Ayrıca Derneğimiz 400 den fazla ve her ölçekte Türk ve Fransız şirketinin güvenini kazanmış olmaktan gurur duymaktadır.» « Derneğimiz geçen sene ekonomik iyileşme hızlanırken kuruluşunun da 125. yılını kutladı Türkiye bugün kriz öncesi seviyesine açıkça ulaşmış, Türkiye ve Fransa arasında ki ticaret tarihi rekorlara imza atmış, ve Fransız yatırımları artarken Türkler de Fransa’ya yerleşmeye başlamışlardır. » diye belirttikten sonra Fransa Büyükelçiliğine, Konsolosluğa ve de Ubifrance’a desteklerinden dolayı teşekkür etti. Ayrıca, destekleri olmadan bu prestijli Gala Gecemizi gerçekleştiremeyeceğimiz sponsor ve Üyelerimize ve özellikle istisnai desteklerinden dolayı ana sponsorumuz RENAULT’ya, ve tabii ki AIR FRANCE, ALSTOM, ALTAVIA, BACCARDI-MARTINI, CITROEN, FLEETCORP, RENAULT-TRUCKS, SCHNEIDER-ELECTRIC ile GEFCO’ya ve bu gecede bizleri yalnız bırakmayan diğer Üye ve dostlara en içten teşekkürlerini sundu.

Başkan’ın daha sonra söz verdiği Fransa Başkonsolosu Sayın Hervé MAGRO ise konuşmasına : « Derneğimizin faaliyetlerini selamlayarak başladı ve faaliyetlerin izole olmadığı ve bütünüyle işbirliği içinde olduğunu ve de, Ekip ruhuna dayandığı, aynı zanmanda da diğer fransız birimleriyle, gerek Büyükelçiliğin ekonomik birimleri, gerekse, Türkiye Ekonomik Misyonu Ubifrance ile tamamlayıcılık prensibini temel alan bir faaliyet olduğunun da özellikle altını çizdi ». Ayrıca Türkiye Fransa arasında ki ticaret hakkındaki olumlu düşüncelerini paylaştı. « (..) 2009’dan 2012’ye kadar, ikili münasebetlerimizi, 10’dan 15 Mds €’ya çıkarmak olan ve Fransız ve Türk Bakanların belirledikleri bu hedefin, ilan edildiğinde gerçek dışı gözükse de, o zamandan beri bu hedefin o kadar da uzak olmadığını düşünmekteyim. 2012 yılında bu hedefe ulaşılmaz ise de yakın vadede gerçekleşeceğinden hiç kuşku duymamaktayım. Türk-Fransız Ticaret Derneği’nin ve Üyelerinin dinamizmini, Fransa ihracat Ekibi nezdindeki etkinliğini gördüğümde sadece bir dilek olan şeyin giderek bir gerçeklik haline döndüğünü söylemem gerekir » diye devam etti.

Ayrıca, Türk ve Fransız şirketlerine hitap ederek : « Fransa ihracat ekibininin ; Ubifrance, CCEF ve Türk-Fransız Ticaret Derneği’nin Türkiye’de 17 ve 18 Kasım tarihlerinde organize edeceği ve 2 gün boyunca 300’ün üzerinde fransız ve türk şirketini ve Akdenizin güneyinden 8 ayrı ülkeyi biraraya getirmeyi amaçlayan Med’Allia Forumuna hep birden katılımınızı telkin etmek isterim» diye sözlerini bitirdi.

Muhteşem güzel bir ortamda ve zaten aşinası olduğumuz The Marmara’nın kaliteli yemekleri eşliğinde gerçekleşen 3 müthiş olay :
- Beauty Eurasia Istanbul Fuarına Ubifrance tarafından düzenlenen pavyonda yer alan Fransız AKD firmasının yüzü, Adriana Karembeu’nün aramızda oluşu - Bu gecenin hazırlanmasında büyük emeği geçen ve bu sene Derneğimizde ki 30. Yılını kutlayan müdür yardımcımız Nurdan Gürler’in onurlandırılması
- Candan Erçetin’in olağanüstü konseri ile Gecenin son bulması

Bu birkaç resim gecenin görkemli atmosferini gösteriyor. Öyle bir gece ki hem düzenleyenlerin, hem de misafirlerin unutulmayacak bir gece olarak hafızalarında yer aldı. … 2012’de buluşmak üzere…

20.06 tarihinde Petit Journal’de yayınlanan makaleyi okumak için…
http://www.lepetitjournal.com/istanbul/a-la-une-istanbul/80783--gala-annuel-de-la-ccft-une-chanteuse-un-celebre-mannequin-et-beaucoup-dinvites-.html


« Türkiye’de Gümrük ve Vergi Uygulamaları : dikkat edilmesi gereken noktalar » (1 Haziran tarihinde PWC ile organize ettiğimiz Sabah Kahvaltılı Çalışma Toplantısı)

1 Haziran tarihinde Ramada Plaza Otel’de , PWC Dolaylı Vergiler Bölümü Şirket Ortağı Cenk Ulu’nun katılımıyla gerçekleşen « Türkiye’de Gümrük ve Vergi uygulamaları : dikkat edilmesi gereken noktalar» konulu Sabah Kahvaltılı Çalışma Toplantısında 15 Üyemiz biraraya geldiler.

Neler aklımızda kaldı ?

Türkiye, istikrarlı ve dikkat çekici ekonomik büyümeye sahip gelişmekte olan dinamik bir pazardır. Coğrafi konumu sayesinde Türkiye dış ticarette aktif bir role sahiptir. 2010 yılı itibariyle ithalat faaliyetleri 185 milyar dolara ulaşırken, ihracat rakamı (2002’deki ihracat gelirine göre üç kat artarak) 112 milyar dolara erişmiştir.

Türkiye’deki vergi gelirinin %67’si dolaylı vergiler aracılığıyla tahsil edilmektedir (büyük bir kısmı KDV ve Gümrük Vergisi'nden gelmektedir). İthalat esnasında tahsil edilen KDV toplam vergi gelirinin %15’ine tekabül etmektedir.

Türk KDV Kanunu uyarınca üç adet KDV oranı uygulanmaktadır: %18, %8 ve %1. Ayrıca, dört farklı kategori altında bir dizi malın ithalatı, üretimi ve ilk alıcıya teslimi için uygulanan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) vardır. Her bir teslim için uygulanan KDV'nin aksine ÖTV sadece bir defaya mahsus kesilir. AB’deki uygulamanın tersine tek bir KDV tescil mekanizması bulunmamaktadır. Türkiye’de faaliyet gösteren tüm şirketlerin bir vergi dairesi nezdinde tescilli olması gerekmektedir ve bu tescil tüm vergi türlerini kapsamaktadır. Sadece Türkiye’de kurulu şirketlerin Türkiye’de ithalat ve dış ticaret faaliyetleri yürütmesine müsaade edilmektedir.

1996 yılında Türkiye AB ile gümrük birliği anlaşması imzalamıştır. Şu anda Türkiye de benzer bir gümrük uygulamasına (özellikle sınıflandırma ve vergi oranları) ve mevzuatın “ekonomik etkili” gümrük rejimleri olarak tanımladığı bir düzene sahiptir (Dahilde İşleme, Hariçte İşleme, Geçici İthalat, Gümrük Antreposu vb.). Ayrıca, Türkiye birçok ülke ile serbest ticaret anlaşmaları akdetmiştir ve bu anlaşmalar Dünya Ticaret Örgütü ve Dünya Gümrük Örgütü ilkelerine uygunluk göstermektedir.

Türkiye’deki gümrük uygulamalarına göre:
• Beyan zorunludur,
• Türkiye’ye giren ve Türkiye’den çıkan TÜM mallar ile ilgili olarak gümrük bildirimi yapılmak zorundadır, ve
• Beyanı vergi mükellefleri kendileri yaparlar.

Hazine zararı, kontrolden veya izinlerden kaçma gibi bir durum söz konusu olmasa bile bildirimle ilgili usulsüzlükler ceza ile sonuçlanabilir.

Tüm mallar gümrük değerleri üzerinden vergilendirmeye tabi tutulur. Bu da eleştirinin ve olası para cezalarının önlenmesi için malların gümrük değerlerinin doğru bildirilmesi gerektiği anlamına gelmektedir. Eğer ithal malların fiyatları ithalattan sonra yükselip daha düşük bir vergi matrahının bildirilmesine ve dolayısıyla hazine zararına neden oluyorsa bu da cezaya yol açabilir.

Mallar için 12 haneli GTİP Kodu’nu belirlemek ve bildirmek önemlidir. Bu kod malların gümrük vergilerine, yasağa, kısıtlamaya veya herhangi bir tedbire tabi olup olmadığının ve malların tercihli tarifeden yararlanıp yararlanamayacağının belirlenmesi için kullanılacaktır. İzinler ve kontroller vergi kaybına neden olmasalar bile tarife dışı önlemlerin aşılması nedeni ile kaçakçılığın hükümleri kapsamına dahil olabilirler.

Malların menşeine bağlı olarak pek çok ticaret politikası tedbiri ve tercihli tarife uygulanmaktadır. Dolayısıyla tercihli menşe durumundan yararlanabilmek için malların menşei ülkelerinin doğru bir biçimde bildirilmesi oldukça büyük bir önem teşkil etmektedir.

Türkiye’de gümrük mevzuatına ilişkin üç çeşit ceza vardır: usulsüzlük cezası, hazine zararı cezası ve kaçakçılık cezası. 2011 yılı için usulsüzlük cezası 65 TL’dir (yaklaşık 30 Avro) ve Gümrük Nizamnamesi’ne göre uygulanır. Hazine zararı cezası vergi zararının ortaya çıktığı durumlarda uygulanmaktadır. Son olarak kaçakçılık cezaları da Kaçakçılık Kanunu’na göre uygulanmaktadır. Bahsi geçen son kanun kaçakçılığın üç unsuruna ilişkin ayrıntılı açıklama getirmektedir: suç kastı, sahte belgelendirme ve “cezaların özgünlüğü”. Kaçakçılık ile yargılanmanın sonu hapis cezası olabilmektedir.

Türkiye’nin gümrük mevzuatının oldukça dinamik bir yapısı vardır, bu da işlemler sırasında olası birtakım problemlerle karşılaşmanın önlenmesi için mevzuat değişikliklerini takip etmeyi gerektirmektedir.



«Yeni Türk Ticaret Kanununun Mali İşler ve Şirket Uygulamaları konularında getireceği yenilikler» (11 Mayıs tarihinde Mazars-Denge ile organize ettiğimiz Sabah Kahvaltılı Çalışma Toplantısı)



11 Mayıs tarihinde The Marmara Pera Otel’de , Sorumlu Ortak Başdenetçi ve ortak Belma ÖZTÜRK ve Avukat Gökhan KESKİNEL’in katılımlarıyla gerçekleşen « Yeni Türk Ticaret Kanununun Mali İşler ve Şirket Uygulamaları konularında getireceği yenilikler» konulu Sabah Kahvaltılı Çalışma Toplantısında 15 Üyemiz biraraya geldiler.

Neler aklımızda kaldı ?

Bilindiği üzere, yeni kanun, gelecek sene Temmuz 2012'de yürürlüğe girmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi 'nde, 14 Ocak'ta kabul edildi.

1. Ticari İşletmeler

Yeni değişiklikler ile ticaret sicili çok daha saydam ve merkezi hale geldi. Yeni kanun ile şirketlerle ilgili kayıt edilmesi zorunlu tüm bilgilerin halka açık olacağı merkezi bir kayıt sisteminin oluşturulması planlanmakta.
- Devletin sicildeki hatalı kayıtlardan doğan zararlardan sorumluluğu ilk defa kabul edildi.
- 'İyiniyet tazminatı', ilk defa bir Türk kanunu tarafından düzenlendi.
- Şirket defterleri artık mahkemelerde kanıt olarak kabul edilmeyecek.
- Haksız Rekabet: Yeni kanun, tüm piyasadaki kişilerin yararına, dürüst ve bozulmamış bir rekabet ortamı sağlamayı hedefliyor. Yanıltıcı, küçük düşürücü, iftira kabilinden beyanlar, rekabeti zedeleyen satış teknikleri, sözleşmenin iptali ya da ihlaline yönlendiren eylemler, bir kişinin ürünlerinin izinsiz kullanımı gibi eylem ve uygulamaların iyi niyet prensibini ihlal ettiği Kabul edilmektedir.

2. Ticari Şirketler
- Ultra Vires prensibinin kaldırılması: Ultra Vires prensibi, Şirketlerin kendi faaliyet alanına girmeyen işlemleri gerçekleştirdiklerinde bu işlemlerin hükümsüzlüğü ile ifade etmektedir. Bu ilkenin terki ile herhangi bir işlem, kendi faaliyet alanına girmese dahi şirket için geçerli ve bağlayıcı olacaktır.
- Nakdi Olmayan Sermayenin Kaydı Nakdi olmayan sermaye taahhütlerinin (gayrimenkul ya da fikri mülkiyet gibi) geçerli olabilmesi için bu sermayenin kendisine ait siciline şirket yararına kaydı gerekir.
- Birleşme ve Bölünmeler: Prosedürler basitleştirilerek daha saydam ve güvenli hale geldi. Birleşme ve bölünmeler özel bir denetçinin kontrolüne tabi olacak ve mahkemeye başvurma zorunluluğu ortadan kalkacaktır.
-Şirket Toplulukları: Bir şirket, diğer bir şirketin;
• Doğrudan ya da dolayları olarak oy haklarının çoğunluğuna sahip olması
• İdari organın çoğunluğunu oluşturacak yeterli kişilerin atanması için oy kullanma pozisyonunda olması
• Oy haklarının çoğunluğunu sözleşmesel bir hak yoluyla kendi başına ya da diğer ortaklarla kullanabilmesi
• Başka bir şirketi sözleşmeye dayanarak ya da diğer bir şekilde kontrol altında tutması halinde Şirket Topluluğunun varlığı kabul edilir.
- Ortaklıktan Çıkarma: Şirket hisselerinin %90'undan fazlasına sahip ortak veya ortaklar kendi azınlığın kendi çıkarına, kötü niyetli veyahut diğer şekillerde şirket faaliyetini önemli oranda engelleyecek şekilde davranması halinde azınlık paylarını, bilanço değeri üzerinden (veya mevcutsa borsa değeri üzerinden) alma hakkına sahiptir.
 
3. Anonim Şirketler
- Anonim şirketlerde nakit sermayenin %25 kuruluş öncesinde ödenecektir. Limited şirketlerde ise nakdi sermayenin tamamının kuruluştan önce ödenmesi gerekmektedir.
- Herhangi bir sözleşmenin (Ortaklık Sözleşmesi -shareholder’s agreement- gibi) Şirket Ana Sözleşmesine aykırılık teşkil eden hükümleri uygulanamaz nitelikte olacaktır. Ayrıca, ortaklık sözleşmesinde muvazaa tespit edilirse, ilgililer açısından cezai sorumluluk söz konusu olabilecektir.
- Tek Ortaklı Şirket; Anonim veya limited şirket kurabilmek için tek ortak (özel veya tüzel kişi) yeterli olacaktır. Tek ortaklı şirket modeli önemli bir gelişme olarak addedilse dahi bu uygulama yabancı yatırımcılar bakımından soru işaretleri ve ciddi sorunlar ortaya çıkarabilir; çünkü yeni kanun ile anonim şirket yönetim kurulunda Türkiye'de ikamet eden en az bir Türk vatandaşı bulunması zorunludur. Eğer bir başka değişiklik veya tadil yapılmaz ise, Türk piyasasına girmeden önce hâlihazırda Türk ortağı olmayan yabancı yatırımcılar, güvenilir ve yetkin bir Türk yönetim kurulu üyesi bulmada önemli oranda zorluklarla karşılaşacaklardır. Ayrıca, tek bir ortak ile kurulmuş olsa dahi, şirketin kontrolünü elde tutmak amacıyla, yabancı sermayeli bir “tek kişilik” şirketin yönetim kurulunun en az 3 üyeden oluşacağı tahmin etmek zor değildir.
- Hisselerin Şirketçe İktisabı: Bir şirketin kendi hisselerini satın alması ya da rehin olarak kabul etmesi ancak, söz konusu hislerin şirket sermayesinin %10'undan fazla olmaması ve yönetim kurulunun genel kurul tarafından bu konuda yetkilendirilmiş olması halinde mümkündür.
- Yukarıda bahsedilen %10’luk sınırın ya da genel kurul kararı ile ilgili zorunluluğun bazı istisnaları vardır. Örneğin, şirket için ani bir risk var ise, yönetim kurulu bahse konu hisseleri genel kurulun önceden iznini almadan veya %10 oranı uygulanmadan iktisap edebilir. Şirket en kısa zamanda zarar etmeden ve en fazla 3 yıl içinde şirket hisselerini satmakla yükümlüdür.
- Ortakların Borçları: Yeni kanunla, ortak şirkete borçlanamayacak ve bu kuralın ihlali 300 günden az olmamak kaydı ile para cezası ile sonuçlanacaktır. - Yönetim Kurulu: Anonim şirketlerde yönetim kurulunu düzenleyen hükümlerde bir çok değişiklik yapıldı. Yönetim kurulu üyesi olarak Türkiye'de ikamet eden en az bir Türk vatandaşının bulunması kuralına ek olarak diğer yapısal değişikliklerden bazıları şunlardır:
• Üyelerden en az ¼ 'ü yüksek öğrenim görmüş olacak
• Tüzel kişi ortaklar, kurulda sadece bir tek kişi ile temsil edilebilecek
• Kurul üyelerinin aynı zamanda pay sahibi olması şartı aranmayacak
- Yönetim kurulu toplantıları tamamen elektronik ortamda gerçekleştirilebilir ve üyelerin fiziki mevcudiyeti gerekli değildir. Toplantı sonunda alınan kararlar her üye tarafından ayrı ayrı imzalanabilecektir.
- Kanunda ilk defa, yönetim kurulunun devredilemez yetki ve görevleri düzenlenmiştir. Bu itibarla, belli yetkilerin diğer yönetim organlarına devri ve murahhas olmayan kurul üyeliği açıkça tanımlanmıştır.
- Yeni kanun, akla yatkın olmayan karar nisabını ortadan kaldırmış ve böylelikle yönetim kurulu basit çoğunluk ile toplanabilir ve kanunda aksine hüküm olmadığı taktirde kararlar basit oy çoğunluğu ile alınabilir.
- Risk Tespit Komisyonu: Yeni kanun, kurumsal yönetim ilkeleri doğrultusunda pay senetleri borsada işlem gören şirketler açısından risklerin erken tespiti ve yönetimi için zorunlu bir komite getirmektedir.
- Genel Kurul: Genel Kurul Toplantıları internet aracılığıyla yapılabilir; ancak ana sözleşmede genel kurulun internette toplanabileceği ile ilgili özel bir hüküm olmalıdır ki bu özel hükmün tam metni Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nca tanımlanacaktır. Halka açık şirketlerde internet üzerinden toplantı zorunludur. - Kuruluşu bakımından Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın iznine tabi olmayan anonim şirketler bakımından genel toplantılara hükümet komiserinin katılımı zorunluluk olmaktan çıkarılmıştır.
- Yönetim kurulu, görev süresi sona ermiş olsa dahi genel kurulu toplantıya çağırabilir. Bu düzenleme, Türk ticaret hayatında sıklıkla karşılaşılan bir soruna çözüm getirmektedir.
- Ortağın, genel kurulda bilgi talep etme hakkı vardır ve genel kurul esnasında şirket faaliyetleri bakımından özel bir denetim talep edebilir. Bu itibarla, ortakların pozisyonu kuvvetlendirilmiş bulunmaktadır.
- Kanuni Denetçiler: Diğer bir önemli değişiklik ise anonim şirketlerin kanun ile kurulan organlarında kanuni denetçilerin varlığı şartının kaldırılmış olmasıdır. Yeni kanunla öngörülen sisteme göre, her çaptaki anonim şirketlerin denetimi bağımsız denetim firmaları tarafından gerçekleştirilecek, küçük ölçekli anonim şirketler için bu denetim iki bağımsız yeminli mali müşavir ya da serbest muhasebeci aracılığıyla gerçekleştirilerek şirket faaliyetlerinin kanuna, Türk Muhasebe Standartlarına ve ana sözleşmeye uygunluğu sağlanacaktır. 11 Mayıs 2011 tarihinde gerçekleştirilen “ Yeni Ticaret Kanunu’na Finansal Bakış” konulu seminerde başlıca aşağıdaki hususlar üzerinde durulmuştur.

 Türkiye’de mevcut muhasebe ve kayıt düzeni Türk Vergi Mevzuatı ve Tek Düzen Hesap Planı çerçevesinde tutulmakta olup, Yeni Ticaret Kanunu’nun getirdiği en önemli yeniliklerden biri 1 Temmuz 2012 tarihi itibariyle (fiili olarak 1.1.2013 tarihi esas alınacaktır) tüm kayıt düzeninin Türkiye Finansal Raporlama Standartları’na (TFRS) göre oluşturulmasını gerekliliğidir.

 TFRS 2005 yılından bu yana Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu (TMSK) tarafından Uluslararası Finansal Raporlama Standartları’nın birebir Türkçe çevirisi olarak yayınlanmaktadır. İlgili standartlara www.tmsk.org.tr  adresinden ulaşılabilir.

 TFRS’na göre kayıt tutulması ve mali tabloların hazırlanmasıyla birlikte, mali tablolar artık vergi matrahının tespiti amacına hizmet etmekten çıkarak, şirketlerin gerçek finansal durumu ve nakit akımlarını gösterir niteliğe kavuşacaktır. Bugüne kadar bilanço, gelir tablosu ve sınırlı sayıda dipnotlardan oluşan mali tablo setine, TFRS’nın uygulanmaya başlanmasıyla birlikte, özsermaye değişim tablosu, nakit akım tablosu ve detaylı dipnotlar eklenecektir.

 Küçük ve Orta ölçekli işletmeler için Türkiye Finansal Raporlama Standartları (KOBİ TFRS) 1 Kasım 2010 tarihinde TMSK tarafından yayınlanmış olup, TFRS’ye göre basitleştirilmiş ve dipnot gereklilikleri azaltılmış standartları ifade etmektedir. İlgili ikincil mevzuat düzenlemeleri tamamlandığında hangi kriterleri taşıyan firmaların KOBİ TFRS uygulayabilecekleri kesinlik kazanacaktır. Halihazırda KOBİ TRFS metninde herhangibir rakamsal kriter tanımlanmamış olup, kamu yararı olmayan şirketlerin bu kapsamda olduğu ifade edilmiştir.

 Bugüne kadar şirketlerde, finansal konularda uzmanlığı olması gerekmeyen “murakıp” statüsündeki kişiler tarafından belirli bir standarda tabi olmaksızın yerine getirilen denetim fonksiyonunun, Uluslararası Denetim Standartları’nı referans alarak yayınlanan Türkiye Denetim Standartları (TDS) çerçevesinde bağımsız denetim şirketleri tarafından yerine getirilmesine ilişkin düzenleme bir diğer köklü değişiklik olarak öne çıkmaktadır. Küçük ve orta ölçekli şirketler için ölçek belirleme kriteri daha sonra netleştirilecek olmakla birlikte en az bir SMM ve/veya YMM’nin denetçi olarak atanması mümkün görünmektedir.

 Yönetim kurulu, kanuna uygun ve özenli bir denetim yapılabilmesi için gerekli olan bütün bilgileri ve bunlara dayanak oluşturabilecek belgeleri denetçiye vermek durumundadır. Şirket yönetim kurullarının, gerekli finansal raporlama sisteminin kurulması, iç kontrol prosedürlerinin oluşturulması ve uygulanması, risk yönetim sisteminin kurulmasına ilişkin sorumlulukları büyük önem kazanmış olup, bu sorumluluklar çerçevesinde, bağımsız denetim raporlarının olumsuz düzenlenmesi veya görüş bildirmekten kaçınılması halinde istifa etmeleri mecburiyeti getirilmiştir. Bu durumda genel kurulun olağanüstü olarak toplanarak yeni yönetim kurulu üyelerini seçmeleri ve yeni seçilen yönetim kurulunun esas sözleşmeye ve standartlara uygun finansal tabloları 6 ay içinde hazırlatarak denetçiye sunması gerekmektedir.

 Yeni Ticaret Kanunu, sermaye şirketlerine internet sitesi kurulması ve internet sitelerinde finansal tabloların, faaliyet raporlarının ve denetim raporlarının yayınlanması mecburiyeti getirmektedir. Bu gereklilik, ticaret hayatında yatırımcılar ve paydaşlar için değerlendirme yapabilecekleri veriye kolaylıkla ulaşılabilmesini ve şeffaflaşmayı sağlayacaktır.



« Yabancı Sermayeli Şirketler için dikkat edilmesi gereken vergisel konular » (20 Nisan tarihinde Mazars-Denge ile organize ettiğimiz Sabah Kahvaltılı Çalışma Toplantısı)

20 Nisan tarihinde, Ramada Plaza Otel’de ( Osmanbey), Mazars-Denge Şirket Ortağı Yeminli Mali Müşavir Dinçer AYDEMİR’in katılımıyla gerçekleşen « Yabancı Sermayeli Şirketler için özellik arzeden vergisel konular » ‘ın ele alındığı Sabah Kahvaltılı Çalışma Toplantısında 20 civarında Üyemiz biraraya geldiler.

Neler aklımızda kaldı ?

1. Türk vergi sistemi hakkında gelen bilgi

2. Yurtdışından satın alınan hizmetlere ilişkin vergisel yükümlülükler, Bu başlıkta hizmetin tanımına, withholding tax yükümlülüğüne, satın alınan hizmetin gerekli belgelerle desteklenmemesi halinde vergi inceleme elemanlarının ek tarhiyat talep ettiklerine ve vergi anlaşmalarına göre uygulanacak oranlara ve mukimlik belgesinin önemine değinildi. Ayrıca hizmetin ilişkili kişilerden temin edilmesi halinde transfer fiyatlandırması kurallarına ve bu kurallara uyulmaması halinde olası vergisel risklere değinildi.

3. Yurtdışından temin edilen borçlar Bu konuda özellikle borcun temin edildiği yabancı kişilerin finansal kuruluş olup olmadığının vergisel sonuçlarına dikkat çekildi. Ayrıca yurtdışından borç temin edilmesinin Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF) yükümlülüğü, KDV yükümlülüğü ve damga vergisi yükümlülüğü de detaylı olarak ele alındı.

4. Royalty ve dividend ödemeleri Bu ödemelerin nasıl vergilendirildiği, vergi anlaşmalarının vergilemeyi naısl etkilediği ve konusu analiz edildi.

5. Sermaye değer artış kazanları( Capital Gains) istisnası ile iştirak istisnası ayrıntılı olarak ele alındı.

6. Transfer fiyatlandırması ve disguised capital düzenlemeleri, bu konulara ilişki gizli kar paylarının vergilendirilmesi ve ilgili şartlar ayrıntılı olarak analiz edildi.

7. Son olarak Damga vergisi(stamp Duty) ne ilişkin olarak hangi durumalrda damga vergisi doğduğu ve bu verginin sorumluğunun sınırları incelendi.


Türk – Fransız iş camiası için açık, samimi ve olumlu geçen Fransız Senatosu Türk-Fransız Dostluk grubu ile söyleşili – Öğle yemeği (18 Nisan 2011)

Fransız Senatosu Türk-Fransız Dostluk grubu senatörlerinden oluşan Delegasyonun Türkiye’ye yaptıkları ziyaret dolayısıyla, Derneğimiz 18 Nisan 2011 Pazartesi günü Türk- Fransız ilişkilerinin geleceği konulu bir söyleşili öğle yemeği düzenledi. Konuşmacılar, Derneğimizin 50 Üyesi ve Türk gazetecilerden oluşan bir topluluk önünde, ikili ilişkilerin her boyutta gelişmesinin gerekli olduğunu vurguladılar. Senatörlerin çalışmalarını överek konuşan Dernek Başkanımız Olivier Guillaume, özellikle politik ilişkilerde zaman zaman yaşanan zorluklara rağmen, 2010 yılında yeni bir rekora imza atan iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin önemine değindi.

Avrupa konularında uzman Siyaset Bilimci ve Köşe Yazarı Prof. Cengiz Aktar, , ticari, kültürel ve akademik ilişkilerin gücüne rağmen, politik ilişkilerdeki yetersizlikten dolayı iki ülke arasındaki ilişkileri « şizofrenik » olarak adlandırdı. Özellikle ekonomik alanda giderek artan karşılıklı bağımlılık, politik ortamda da Fransa’nın Türkiye’nin AB’ye girişi hakkında tutarlı desteği ile gerçekleşebilir.

Türkiye-Fransa Dostluk grubu Başkanı Jacques Blanc, hem pedagojik, hem de şakayla karışık Türk politikacılar ile her seviye de sıkı bir dostluk bağının kurulmasına ihtiyacın var olduğunu belirtti. O’na göre kalıcı bir « duygusal ortam »,ikili ilişkilerdeki hassas dönemlerin kolayca göğüslenmesini sağlayabilir. Senato’da Sözde Ermeni soykırımını inkar edenlerin cezalandırılmasını öngören yasa tasarısının oybirliğiyle reddedildiğini açıkladı. Eski tarım müsteşarının ise önerilen kanun maddesi 30 vekil tarafından sunulmuş olup, Senatonun fikrini yansıtmamaktadır. 4 Mayıs’ta yapılacak toplantıda kabul edilmeyecektir. Dolayısıyla bu sayfayı artık kapatabiliriz diyerek verdiğini belirtti. Bu ve buna benzer tartışmaların politize edilmesi anlayışsızlığa sürüklenilmesine ve zarar verici reaksiyonların da oluşmasına neden oluyor. Politikacılar kendilerini tarihçilerin yerlerine koymamalı, tersine geleceği hazırlamalıdırlar. Çift merkezli yönetim biçiminin faydalarının altını çizen UMP’nin la Lozère Senatörü belli bir politik gruba bağlı olması ile Sarkozy’yi desteklemesinin, fikirlerini açık açık söylemesine mani olmayacağını açıkladı. Başkan ile aynı fikirde olmayan Jacques Blanc, Türkiye’nin AB yolunda ki ve Fransa tarafından bloke edilmiş olan 5 fasılın da müzakerelere açılmasının taraftarı.

Iş adamlarının sorularına samimiyetle cevap veren Delegasyonun Akdenizli Başkanı salonda olumlu bir hava estirdi ve iki ülkenin de aynı yöne bakacak kapasitede olduğuna inanması gerektiğini hatırlattı.


«Yabancılar için Çalışma Vizeleri» (6 Nisan 2011 tarihinde PWC ile gerçekleştirdiğimiz Sabah Kahvaltılı Çalışma Toplantısı

6 Nisan 2011 tarihinde Ramada Plaza Otelinde ( Osmanbey) PWC Türkiye İnsan Kaynakları Departmanında Kıdemli Müdür Ekin ALTINTAŞ’ın katılımıyla gerçekleşen “Yabancılar için Çalışma Vizeleri” konulu Sabah kahvaltılı Çalışma Toplantısında 15 Üyemiz biraraya geldiler.

Ekin ALTINTAŞ’ın powerpoint sunumunu (ingilizce) istediğiniz takdirde mail ile (ccift@ccift.com) talep edebilirsiniz.

Neler aklımızda kaldı ?

Birçok büyük ve giderek artan sayıda orta ve küçük ölçekli çokuluslu şirket için, çalışanların hareketliliği ve özellikle göç etmeleri pek değinilmeyen ve çok yönlü bir konudur. 2005 yılında PwC şirketlere bir göçmenlik politikası kapsamında olan toplam mobil çalışan sayısının yüzdesini sorduğunda, şirketlerin yalnızca %30'u mobil olan çalışanlarının neredeyse tamamının (%90-%100) bir göçmenlik politikası kapsamında olduğunu belirtmiştir.

Türkiye’nin göçmenlik geçmişi

Geçmişte Türkiye’nin göçmenlik süreci çok kolaydı ve çalışma izinleri bir gün içerisinde veriliyordu... Ancak çalışma izinlerinin verilme sorumluluğunun Hazine’den Çalışma Bakanlığı’na geçtiği 2003 yılında süreç çok daha karmaşık bir hale geldi. Mevzuattaki bu değişiklikler ile Türkiye’deki göçmenlik süreci tamamlanması gereken prosedürler dizisi olmaktan çıkıp tam anlamıyla bir onay süreci haline geldi.

Şirketinizin Türkiye’de yabancı çalışma izni için başvurmasının nedeni nedir? Çalışmaya katılanların neredeyse yarısı iş seyahati ihtiyacını ancak gerekli tarihe kadar prosedürleri gerçekleştirmek için çok geç olduğunda öğrendiklerini bildirdi. Bu nedenle uygulamada bir ikilem bulunmaktadır –göçmenlik düzenlemelerine uygunluğu iş ile dengelemek müşteriye verilen sözleri zamanında gerçekleştirmek sayesinde gelir elde edilmesini sağlamalıdır. Kurumsal yönetim bakış açısı ile, şirket çalışanlarının iş nedeniyle yurtdışına gönderilmesi durumunda, ilgili prosedürleri gerçekleştirmek ve uygun belgelerin/izinlerin alınmasını sağlamaktan sorumludur. Katılımcılarımızın %36’sı üçüncü şahıs bir göçmenlik hizmeti sağlayıcısı kullanmaktadır.

Türkiye’nin göçmenlik süreci nasıl işliyor?
Aşağıdaki 2 kroki

En fazla sorunlu olan göçmenlik sürecinin hangi unsurlarıdır?
o Mühendislerin istihdamı
o Uzun süreç süreleri
o Aşırı evrak işi
o Kotalar
o Uygulamadaki belirsizlikler

Çalışma Bakanlığı’nın gündeminde başka ne var?
o Kriterlerin nasıl uygulanacağı ile ilgili küçük mevzuat değişiklikleri
o Daha sıkı kontrol (Ceza Kanunu hükümlerinin uygulanması hakkında tartışmalar)
o Sosyal sigorta ödemeleri ile ilgili daha sıkı kontrol


Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi Ekselansları Sayın Bernard Emié : “Zor olmasına rağmen, siyasi ve ekonomik ilişkilerimiz açısından oldukça başarılı geçen 4 yıl” (12 Mart 2011)

Derneğimiz, 15 Kasım 2007’de Fransız Sarayı’nda düzenlediği geleneksel « Beaujolais Nouveau & Kavaklıdere Primeurs » gecesinde, güven mektubunu Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na sunalı henüz birkaç hafta olmuş yeni Fransa Büyükelçisi Ekselansları Sayın Bernard Emié’yi Türk-Fransız iş camiasına takdim etmişti. 12 Mart 2011’de ise Derneğin bazı yöneticileriyle ortak üyelerini bir araya getiren kahvaltılı çalışma toplantısında, görevinden ve Türkiye’den ayrılmasından birkaç gün önce Büyükelçi’yi dinleme ayrıcalığına kavuştu.

Sayın Büyükelçi, bu toplantıda Türkiye-Fransa ekonomik ilişkileri üzerine bir değerlendirme yaparken hem 3,5 yıllık tecrübe ve duygularını, hem de ülkelerimiz arasındaki ekonomik ilişkilerin geleceğine dair düşüncelerini paylaştı.

“Hem zor, hem de heyecanlı” bu göreve damgasını vuran 3 önemli olay.

1. 2007 yazında yaşanan kriz (« Ermeni Soykırımı » sorunundan (Ekim 2006) sonra Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine dair Fransa’nın tutumu ilişkilerdeki birçok tıkanmaya neden oldu) ve bu krizin, Fransa’nın AB Dönem Başkanlığı’na doğru artış göstermesi. Fransa AB Dönem Başkanlığı esnasında iki yeni fasıl açtı, ki bu, o zamandan bu yana diğer ülkelerin dönem başkanlıkları esnasında hiç yapılmadı.

2. Fransa’da Türkiye Mevsimi için gerçekleştirilen hazırlıklar. Büyük bir başarı kazanan bu etkinlik aynı zamanda bakanlar düzeyindeki ziyaretlerin çoğalması ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Erdoğan’ın Fransa’ya gerçekleştirdikleri resmi ziyaretler sayesinde ikili ilişkilerin de yoğunlaşmasını sağlamıştır.

3. Fransa Cumhurbaşkanı’nın geçtiğimiz 25 Şubat’ta, G20 çerçevesinde olduğu kadar ikili anlamda da gerçekleştirdiği ve temelde başarılı olan ziyaretin hazırlıkları ve düzenlemeleri. 2007 yılı sonu, 2008 yılı başında böylesi bir ziyaretin gerçekleşeceğini kim tahmin ederdi? Bu ziyaretin sonuçları şunlar oldu:
-Bir Fransa Cumhurbaşkanı 19 yıl aradan sonra ilk kez Türkiye’yi ziyaret etti.
-Fransa’nın iddialı programının Türkiye tarafından desteklendiği, G20 üzerine önemli bir ortak deklarasyonun kabul edilmesi.
-Tarım ve enerji hammaddeleri fiyatlarındaki dalgalanmalar konusunda, ilkbahar aylarında Türkiye’de beraberce düzenlenecek bir G20 bakanlar semineri.
-Öncelikle Akdeniz havzası olmak üzere bölgesel krizler konusunda beraberce daha fazla çalışma arzusu.
-Türkiye ile Fransa arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi konusunda yeniden dile getirilen isteklilik.
-Türk ve Fransız yöneticilerinin medya ile buluşmaları esnasındaki empati ifadeleri.
-Fransa Cumhurbaşkanı’nın önümüzdeki zamanlarda Türkiye’ye resmi bir ziyaret gerçekleştireceğini belirtmesi.

Büyükelçi’nin görev yaptığı süre içinde Türkiye-Fransa ikili ekonomik ilişkilerinin bilançosu.

2007-2010 döneminde, Türkiye-Fransa ekonomik ilişkilerindeki gelişmeler :
-Türk ekonomisinde yaşanan güven ortamı içinde alışverişlerimizdeki artış ile kendini göstermiştir. Fransa’nın Türkiye’ye ihracatı 2007 – 2010 yılları arasında % 20 artış kaydederek 6,3 milyar €’ya ulaşmış, böylece Türkiye, Fransa’nın dünya üzerindeki 11., AB Ülkeleri ve İsviçre haricinde, ABD ve Çin’den sonra, Rusya ile eşit sırada yer alan 3. pazarıdır.
-Türkiye’deki varlığımızın devamlılığı ve çeşitliliği ile kendini göstermiştir. 2009 ve 2010 yıllarında Fransa akış bağlamında Türkiye’de 2. sıradaki yatırımcı haline gelmiştir.
-İki ülke yetkilileri ve işadamları arasındaki temasların artmasında kendini göstermiştir. Bu artış, Fransız sanayicilerin gözünde Türkiye’nin imajının değişmesini sağlamıştır.
-Türk makamlarının, Fransız şirketleri ile tereddüt duymaksızın büyük anlaşmalar gerçekleştirmesinde kendini göstermiştir.
-Fransa’nın Türkiye’deki ekonomi ve ticaret ekibinin (Ubifrance, Fransa Büyükelçiliği Ekonomi Servisi, Fransız Dış Ticaret Danışmanları, Türk-Fransız Ticaret Derneği, AFD, AFII) düzeninde Fransız şirketlerinin daha iyi bir şekilde desteklenmeleri amacıyla gerçekleştirilen değişikliklerde kendini göstermiştir. Ne var ki, elde edilen bazı başarılar halihazırda kırılganlıklarını sürdürmektedir.

Geleceğe dair hedefler ve yeni çalışma alanları.

Türkiye ekonomisinde son yıllarda yaşanan olumlu gelişme cari ödeme açığının ortaya çıkmasını ve artışını da beraberinde getirmiştir. Bu da, gitgide artan ve karmaşıklaşan taleplere cevap vermede zorluklar çeken Türk ekonomisinde önemli bir sorundur. Bu çerçevede doğrudan yabancı sermaye akımı hem cari ödeme açıklarının finansmanını, hem teknoloji transferlerini, hem de istihdam yaratılmasını sağlamaktadır. 2005-2008 yıllarındaki başarıdan sonra 2009 ve 2010 yıllarında doğrudan yabancı sermaye akımında bir azalma görülmüştür. Türk makamlarının Türkiye Cumhuriyetinin 100. yıldönümü olan 2023 yılında, Türk ekonomisini dünyanın 10. ekonomik gücü yapma isteği bu problemi çözme kapasitelerinden geçmektedir.

Ekonomik açıdan, Türkiye-Fransa ikili ilişkilerindeki olumlu sonuçlar kırılganlığını sürdürmektedir. Son yıllarda ilişkilerimizde yaşanan olağanüstü gelişme Fransa’nın Türk pazarındaki performansından ziyade, daha çok bugün dünya ekonomileri içinde 17. sırada yer alan ve AB ülkeleri haricinde Fransa’ya en yakın ekonomi olan Türk ekonomisindeki yükselişe bağlıdır. Fransa’nın pazar payındaki hafif düşüş (2005’de % 5; 2010’da % 4,4) bunu açıklamaktadır. Ayrıca bu sonuçlar, büyük oranda (Fransa’dan Türkiye’ye gerçekleşen ihracatın 1/3’ünü ve Türkiye-Fransa ticaretinin % 40 ‘ını oluşturan) ulaşım sektörüne bağımlı kalmaktadır. Diğer yandan örneğin tarım ürünleri ve gıda sektörü toplam ticaretin yalnızca % 4’ünü teşkil etmektedir. Üçüncü ülkelerdeki ortaklıklar gelişmeye başlamış olsa da, halihazırda sayıları çok yetersizdir. Aynı şekilde Türkiye’nin Fransa’daki yatırımları da çok azdır. Son olarak, ticaretimizde Fransız KOBİ’lerinin payı çok düşük olup, operasyonlar genellikle büyük gruplar tarafından gerçekleştirilmektedir.

“2012 yılında 15 milyar avro tutarında bir ticaret hacmine ulaşacağız. 2015 yılı için 20 milyar avro’yu hedeflememiz gerekiyor. Fakat bunun için daha fazla sayıda Fransız şirketi’nin Türkiye’ye yerleşip yatırım yapması şart. Türkiye’de neden 3000 Alman şirketine karşılık yalnızca 300 Fransız şirketi yerleşik olsun ? Neden KOBİ’lerimizin sayısı bu kadar yetersiz kalsın ? Çin ve Hindistan rüyasının, gelişmekte olan kapı komşumuz Türkiye’de de gerçekleşebileceğini tüm Fransa anlamalı ». Bunun için de taşradaki KOBİ’leri arayıp bulmak lazım.


« İşin Geleceği 2020 (Future of Work 2020) : Yönetim ve Liderlik » (10 Mart 2011 tarihinde PWC ile gerçekleştirdiğimiz sabah kahvaltılı çalışma toplantısı)

10 Mart 2011 tarihinde The Marmara Otelinde (Taksim), İstanbul’da bu sene ilk kez yağan kara rağmen, PWC İnsan Kaynakları Direktörü Murat DEMİROĞLU’nun katılımıyla gerçekleşen « İşin Geleceği 2020 (Future of Work 2020) : Yönetim ve Liderlik », konulu Sabah Kahvaltılı Çalışma Toplantısında 15 Üyemiz biraraya geldiler.


« Uluslararası Finansal Raporlama Standartları ve Türk Muhasebe Prensipleri arasındaki Başlıca Farklar » (23 Şubat tarihinde Mazars-Denge ile organize ettiğimiz Sabah Kahvaltılı Çalışma Toplantısı)

23 Şubat tarihinde Ramada Plaza Otelde ( Osmanbey), Sorumlu Ortak Başdenetçi (SMMM) ve ortak Belma Öztürk Gürsoy’un katılımlarıyla gerçekleşen « Uluslararası Finansal Raporlama Standartları ve Tüek Muhasebe Prensipleri arasındaki Başlıca Farklar », konulu Sabah Kahvaltılı Çalışma Toplantısında 30 civarında Üyemiz biraraya geldiler.


« Vergi Affı Yasa Tasarısı » (28 Ocak tarihinde Mazars-Denge ile organize ettiğimiz Sabah Kahvaltılı Çalışma Toplantısı)

28 Ocak 2011 tarihinde Point Otel’de (Taksim) Yeminli Mali Müşavir ve ortak Dinçer AYDEMİR ve Metin DURAN’ın katılımlarıyla gerçekleşen « Vergi Affı Yasa Tasarısı » konulu Sabah Kahvaltılı Çalışma Toplantısında 15 civarında Üyemiz biraraya geldiler.


27.01.2011 : Point Otel Taksim’de Üye Tanışma Toplantısı

Derneğimizin Üyeleri ile, iletişim ağını devam ettirmek, iyileştirmek ve geliştirmek için dostluk havası içinde yeni bir seneye başladık. Bu toplantılar, aramızda olan tanımadığımız misafirlerimize, Derneğimize yeni katılmış olan üyelere hitap etmenin en uygun zamanıdır. Üye Tanışma Toplantıları « profesyonel ve sıcak bir ortamda, iyi bir ağın yaratılması ve devam ettirilmesi»’ni sağlamaktadır.

27 Ocak tarihinde Point (Taksim) Otel’de gerçekleşen ve 2011 yılının ilk « Üye Tanışma Toplantısı »’na birkaç Yeni Üye birlikte 60’dan fazla Üyemiz katılmıştır. Fransa Başkonsolosu Sayın Hervé Magro, Fransız Konsolosluğu ve Fransız Kültür Merkezi temsilcileri, Ubifrance Müdürü Axel Baroux ve ekibinin de hazır bulunduğu kokteylde, Başkanımız Olivier Guillaume’un Fransa’da olmasından dolayı Başkan Yardımcımız Zeynep Necipoğlu geleneksel yeni yıl konuşmasını yaparak iyi dileklerini sunmuştur.

Misafirlerimiz, ev sahibinin nefis ikramlarından tadarlarken, birbirleriyle sohbet etme imkanı buldular. Point Otel ekibine, Satış Müdürü Elvan Koçak Özcan ve Genel Müdür Nuri Kalyoncu’ya teşekkürlerimizi sunarız.


« Yeni Türk Ticaret Kanunu kapsamında Birleşme İşlemleri » (19 Ocak 2011 tarihinde PWC ile gerçekleştirdiğimiz sabah kahvaltılı çalışma toplantısı)

19 Ocak 2011 tarihinde Mövenpick Otel’de Avukat ve PWC Turkey “ Hukuk Direktörü “ Avukat Nilgün Serdar Şimşek’in katılımıyla gerçekleşen “ Yeni Türk Ticaret Kanunu kapsamında Birleşme İşlemleri ” konulu Sabah Kahvaltılı Çalışma Toplantısında 40 civarında Üyemiz biraraya geldiler. Uzun yıllardır beklenen Yeni Ticaret Kanunu Tasarısı, 12 Ocak 2011 tarihinde T.B.M.M.’ sinde kabul edilerek yasalaştı.


İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Kadir Topbaş 9 Aralık’ta Derneğimizin 125. Yılı kapanış toplantısında aramızdaydı

Derneğimiz, 9 Aralık 2010 tarihinde 80 kişinin katılımı ile gerçekleşen 125. Yıl toplantılarının sonuncusunda Ortaköy’d ki Feriye Lokantasında, Fransa Büyükelçisi Ekselansları Bernard EMIE’nin huzurlarında 2004’den beri İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan Sayın Kadir Topbaş’ı ağırladı.

Derneğimizin Başkanı Olivier Guillaume, konuşmasında, Kadir Topbaş’ın profesyonel yaşantısını hatırlattıktan sonra Derneğin 125. Yılında «Sanayinin ve finansın dev öncülerini, Fransız ve yabancı yatırımlarının ¾’ünü,GSMH’nın % 30’unu, vergi tahsilatının % 40’ını barındıran, Türkiye ihracatının yarısından fazlasını üreten ve yıllık 10 milyon civarında ziyaretçisi ile bu finans ve sanayi atar damarı olan megapolün mimarı ve koruyucusu »’nu ağırlamanın önemini vurguladı ve ilave ederek İstanbul’un « Kongreler şehri, buluşma şehri, karşılaşma şehri, dünya şehri, medeniyetlerin üniversel beşiği olduğunu ve son yirmi senede dışarıya inanılmaz bir şekilde açılabildiğini Türkiye’nin ekonomik ve kültürel başşehri, dünyalılaşma yolunda önemli bir bölge olduğu,her yerden insanları ve de yabancı yatırımları cezbettiğini » söyledi.

Bu durumda, özellikle çevresel, sosyal ve ekonomik sorunlar ile önemli ve yeni arazi düzenlemelerinin yeniden yapılandırılması gerekiyor. »

Başkan, sözü Sayın büyükelçiye bırakmadan önce bu faaliyete destek oldukları ve de İstanbul Belediyesi ile yaptıkları iş ortaklıklarından dolayı Renault’a teşekkür etti. Evet Renault ve İstanbul Belediyesinin yan kuruluşu İstanbul Enerji, geçen 19 Temmuz 2010’da, İstanbul’da elektrikli araçların kullanılmasını cezbedecek sıfır emisyon programını gerçekleştirmek üzere anlaşma protokolü imzalamışlardı.

Fransa Büyükelçisi Ekselansları Sayın Bernard Emié ise Dünya bölgesel ve yerel seçilmişler Derneği « Birleşik Kentler ve yerel yönetimler Teşkilatı » Başkanlığına seçilen Başkanı tebrik ettikten sonra gelecek Şubat ayında Başkan Nicolas SARKOZY’nin Türkiye’ye yapacağı ziyaretin önemini anlattı. Büyükelçi, « G20 üzerinde yapılan görüşmeler dışında, bu ziyaret, ülkelerimiz arasındaki özellikle ekonomik ama her konuda mevcut ilişkilerin gücünü hatırlatması bakımından çok önemlidir » dedi.

« Ülkelerimiz arasındaki ekonomik ilişkilerin çok yoğun » olduğunu hatırlattıktan sonra « Başkanın 20 yıl içinde nüfusu iki misli artan İstanbul’u bu şekilde şehircilik sorunları, toplu taşımacılık ve alt yapı olarak geliştirmesinden de çok etkilendiğini » belirtti.

Ve ilave etti : « Tüm şirketler ele alındığında Fransız şirketleri ürünleri ve hizmetleriyle senelerdir görüpte taktir ettiğiniz gibi bu yola baş koymuşlardır. Sizlere hiç bir isim vermeyeceğim, ama zaten Sizler birçoğunu tanıyorsunuz ve bu akşam burada tekrar ediyorum, hepsi Sizler için buradalar. Fransız Kalkınma Ajansı vasıtasıyla Fransız bayındırlık kurumları, gelişmenize katkıda bulunmak üzere Sizin yanınızdalar. Haziran 2008’de imzalanan ve Fransız Kalkınma Ajansından sağlanan 120 milyon Avro finansman ile şehir için toplu ulaşım konularını geliştirecekler »

Bir saat kadar süren konuşmasının ardından Kadir Topbaş, alt yapıdaki eksikliklerini (400 km yol, 200 tünel, 750 km fiber optik kablolama, boğaz altından geçen içme suyu tüneli, muhtelif arıtmalar) kapatmak ve geleceğin İstanbul’unu yaratmak için yapılmış olan yatırımlar hakkında belediyesinin bilançosu hakkında bilgi verdi (tüm belediyelerin yatırımlarının % 50’si kadar) (toplam 18 milyar avro). Başkan, Kartal ve Silivri’de yeni merkezler yaratarak İstanbul merkezindeki sıkışıklarla da mücadele ettiğini belirtti. Metro sorunları ile yeni tasarlanan Beşiktaş Sarıyer metrosu ile yeni açılacak 135 km hatlardan bahsetti. Denizde de faaliyetler artacaktı. Fünikülerler yapılacak ve İstanbullular sahillere, vapur iskelelerine kolayca ineceklerdi. Amaç kesin çözümdü : bugün 23 milyon olan hareket miktarı, 20 yıl içinde 45 milyona çıkacaktı.

Bütün bu büyük yatırımlar tabii ki sektördeki Fransız şirketlere büyük kontratlar getirebilir. Bunlardan bir kaçı zaten bu akşamda buradalar. Netice olarak Kadir Topbaş’ın şehrine olan tutkusu ve 2020 Olimpiyatlarını bu şehre getirme arzusunu duymak etkileyici idi « Biz ve sizin şirketleriniz bu projeleri gerçekleştirmek üzere heyecanımızı birleştirmeliyiz »


İstanbul’da 10.su, İzmir’de 9.su ve Bursa’da 2.sini gerçekleştirdiğimiz « Beaujolais Nouveau » ve « Primeur Kavaklıdere » gecelerine toplam 650 kişi katılmıştır

Geleneksel « Yeni Beaujolais » gecesinin 10.su, 25 Kasım 2010 Perşembe saat 19:30’da, İstanbul’da Fransız Sarayında , dördüncü kez “Kavaklıdere Primeurs » ile eşleşerek gerçekleşmiştir. İstanbul’daki Türk Fransız iş camiası tarafından hasretle beklenen bu fransız-türk kutlama gecesi, ( aynı şekilde İzmir ve Bursa’da da gerçekleşen gecelerin yazısını aşağıda görebilirsiniz) Türkiye’deki Fransa Büyükelçisi Ekselansları Sayın Bernard EMIE’nin himayelerinde, Türkiye’de yerleşik Türk ve Fransız şirketlerinin yöneticilerinin çoğunlukta olduğu, hemen hemen 350 kişiyi biraraya getirmiştir.

Bu fırsattan istifade ederek, her zaman yanımızda olan Air France, Sodexo, Kavaklıdere, Altavia gibi sadık iş ortaklarımıza ve de ana sponsorlarımız Oyak-Renault, Renault-Mais ve Peugeot’ya sonsuz teşekkürlerimizi tekrar sunuyoruz.


İzmir’de ki Delegemiz Necdet Kestelli tarafından bir gün sonra organize edilen ve yine “Kavaklıdere Primeur” ile eşleşen ve Konsolos Yardımcısı Sayın Thierry Klockenbring ve İzmir’deki Fransa Fahri Konsolosu Sayın Zeliha Toprak’ın da hazır bulunduğu “İzmir Beaujolais Gecesi” ne ise, 130 kişiden fazla bir katılım oldu. Bu gece de, sadık ortaklarımızın ( Büyükelçilik, Konsolosluk, Air France, Sodexo, Kavaklıdere, Altavia) ve sponsorumuz Oyak- Renault’nun (Genel Müdürü Tarık Tunalıoğlu geceye bizzat katılmıştır) destekleriyle gerçekleşmiştir.



Başkonsolos Sayın Hervé Magro’nun ve Bursa Fahri Konsolosu Mehmet Erbak’ın hazır bulunduğu ve gecenin ev sahipliğini yapan Oyak-Renault ve Air France , Eurest, Kavaklıdere, Altavia, Uludağ Gazoz ve Bursa’da faaliyeti çok yeni olan ve Caroline Erdoğan’ın yönettiği Türk-Fransız Kültür Derneğine’nin destekleriyle, Bursa’da 2. kez, “Beaujolais Nouveau & Kavaklıdere Primeur” gecesini organize ettik. Öncesinde,Yönetim Kurulumuz Oyak-Renault Fabrikalarını ziyaret ettikten sonra yılın son Yönetim Kurulu Toplantısını yapmıştır.

Bu üç gecede de, yeni profesyonel ve dostane ilişkilerin kurulması, mevcut olanların da geliştirilmesi olan her zamanki hedefimize fazlasıyla ulaşılmıştır. Bütün bu güzellikler Türk Fransız iş camiasının dostluk ve sevgi ile birbirlerine ne denli güç verdiğini, nasıl dayanışma içinde olunduğunu göstermesi bakımından çok önemlidir. Bu durumdan ancak mutlu olmaktayız.


Hewitt IDE ile 2010 yılında Türkiye’deki ücret politikaları konulu sabah kahvaltılı çalışma toplantısı 10/11/2010)

Geçtiğimiz 10 Kasım tarihinde, Derneğimize üye 30 civarında şirketin genel müdürleri ile mali ve insan kaynakları müdürleri HEWITT IDE’nin Compensation Consultant - M. Gökan Özden, The Marmara – Taksim’de bir kahvaltılı toplantıda biraraya gelerek, yine üyemiz olan bu şirket tarafından Türkiye’de yapılmış olan bir anket neticelerine göre Derneğimiz ile işbirliği içinde hazırlanmış Türkiye’de uygulanan ücret politikaları sunumunu izlediler.


« 5746 sayılı Kanunla Ar-Ge Faaliyetlerine Sağlanan Destek ve Teşvikler, Ar-Ge Projelerine Sağlanan Nakit Destekler » (2 Kasım 2010 tarihinde PWC ile gerçekleştirdiğimiz sabah kahvaltılı çalışma toplantısı)

2 Kası Salı günü Ramada Otelde, PWC Türkiye Uzman Mali Müşavirler Kaan Memişoğlu, Kadir Baş ve Özlem Elver Karaçetin’in katılımlarıyla ve Organik Kimya San. Tic. A.Ş.’nin Araştırma ve Geliştirme Departımanı Müdürü Sibel Altınok’un deneyimlerini sunduğu « 5746 sayılı Kanunla Ar-Ge Faaliyetlerine Sağlanan Destek ve Teşvikler, Ar-Ge Projelerine Sağlanan Nakit Destekler », konulu Sabah Kahvaltılı Çalışma Toplantısında 10 civarında Üyemiz biraraya geldiler. PWC Turkey.


« Türkiye’deki Transfer Fiyatlandırması Düzenlemeleri » (12 Ekim 2010 tarihinde PWC ile gerçekleştirdiğimiz sabah kahvaltılı çalışma toplantısı)

12 Ekim Salı günü Ramada Otelde, PWC Türkiye Transfer Fiyatlandırması Müdürü Canan Aladağ ve Özlem Güç Alioğlu’nun katılımlarıyla gerçekleşen « Türkiye’deki Transfer Fiyatlandırması Düzenlemeleri(*) », konulu Sabah Kahvaltılı Çalışma Toplantısında 20 civarında Üyemiz biraraya geldiler PWC Turkey.

(*) Transfer fiyatlandırması aynı gurubun iki ayrı ülkedeki şirketleri arasındaki işlemleri göstermektedir.


06.10.2010 : Üye Tanışma Toplantısı (Dalyan kulüp, Fenerbahçe)

Trafiğin yoğunluğuna ve müthiş yağmura rağmen otuz civarında üyemiz, Dernek Başkanı Olivier GUILLAUME ve bazı Yönetim Kurulu Üyeleriyle beraber 6 Ekim’de Fenerbahçe’deki Dalyan kulüpte (www.dalyanclub.com) gerçekleşen bu senenin 3. “Üye Tanışma Toplantısına” katıldı. Bu etkinlik Anadolu yakasındaki Üyelerimizin Dernek faaliyetlerine daha kolay katılmalarını sağlamak için yapılan ilk “Üye Tanışma Toplantısı” oldu. Anadolu yakasındaki etkinliklerimize devam edilecektir.

Bu Tanışma Toplantısı da öncekiler gibi profesyonel ve sıcak bir ortamda iyi bir ağın yaratılması ve devam ettirilmesini sağlamayı başarmıştır. Geleneklere göre Derneğimize en son katılmış olan 5 üyemiz kendilerini tanıttıktan sonra, misafirlerimiz, ev sahibinin nefis ikramlarından tadarken birbirleriyle sohbet etme imkanı buldular.

Derneğimiz, başta Dalyan Kulüp Yöneticisi Sayın Tolga TEMELLİ olmak üzere tüm kulüp ekibine ve de bu etkinliğin gerçekleşmesini sağlayan Yves-Marie LAOUENAN’a teşekkürlerini sunar.


Türkiye’nin en etkin iş adamları derneği TÜSİAD’ın Başkanı Ümit Boyner, 23 Eylül’de Medef delegasyonunun da hazır bulunduğu yemekte Dernek Üyelerimiz ile biraraya geldi

Derneğimiz, 23 Eylül tarihinde, Boğaz kenarında Feriye Lokantasında, Fransa Büyükelçisi Ekselansları Sayın Bernard EMIE’nin onurlandırdığı, BNP-Paribas Başkan Danışmanı ve Medef Türk-Fransız İş Konseyi Başkanı Jean LEMIERRE Başkanlığında Türkiye’ye gelen Medef Delegasyonunun (ziyaretleri esnasında Enerji Bakanı Sayın taner YILDIZ, AB’den Sorumlu Devlet Bajkanı sayın Egemen BAĞIŞ, Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Sayın Zafer ÇAĞLAYAN ve Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı Sayın Habip SOLUK ile görüşmeler gerçekleştirmişlerdir) da katıldığı ve 150 kişinin biraraya geldiği söyleşili öğle yemeğinde TÜSİAD Başkanı Ümit BOYNER’i ağırladı.

Dernek Başkanı Olivier Guillaume hoşgeldiniz konuşmasında, « içimizden birçoğumuz için dinamizmi, başarıyı, diyalog ve pazarlık gücünü ve aynı zamanda cazibeyi… Görmek istediğimiz ve sevdiğimiz Türkiye’yi temsil eden » Ümit Boyner’in profesyonel geçmişi hakkında bilgi verdikten sonra, Derneğimizin 125. kuruluş yılında kendisini ağırlamanın önemine değindi ve ilave ederek « büyümenin iki hanelere çıkması, ülkenin kuşku götürmez potansiyeli ve özellikle yabancı yatırımcıların türk firmaları ile ortaklık olanaklarının çoğalmasına rağmen ekonomik krizden çıkış döneminde endişelerin halen mevcut » olduğunu sözlerine devam etti.

Medef Türk-Fransız İş Konseyi Başkanı Jean LEMIERRE konuşmasında fransız şirketlerinin Türkiye’ye neden güvendiklerini yapılan yeni reformlar ile finans sektörünün sağlamlığı, ekonominin gerçek lokomotifi olan tüketim talebi, Ankara ve İş adamları ile kurulan güçlü diyalog’a bağlayarak dile getirdi :. « İki ülke arasındaki ekonomik işbirliğinin birbirini anlamanın anahtarı » olduğunu belirterek iki taraf arasındaki yatırım akışının dengelenmesinin doğru olacağını ve buna göre Fransa’da türk yatırımlarının desteklenmesi gerekmektedir diye devam etti İstanbul’da yeni kurulan Invest in France Ajansının Müdürlüğüne Bayan Géraldine Filippi bu misyonla atandığını açıkladı.

Fransa Büyükelçisi Ekselansları Sayın Bernard Emié, AB’ne üyelik pazarlığında bir sonuca varılması konusunda iki ülke arasında fikir ayrılığı olmasına rağmen türk-fransız ilişkilerinin diplomatik alanda olduğu kadar kültürel ve ekonomik alanda da önemini ve derinliğini, Fransa’da gerçekleşen Türk Mevsimi (Temmuz 2009 – Mart 2010) organizasyonunun başarı örneğini vererek hatırlattı .

Sayın Umit Boyner, ekonomide iyileşme yoluna girildiğini ve yapısal reformları hayata geçirmenin tam zamanı olduğunu belirterek bunun için : özellikle tarım sektöründeki Kobi finansmanlarının iyileştirilmesi, istihdam koşullarının iyileştirilmesi (esnek olmayan iş piyasası düzenlemeleri ) (büyümenin tek başına işsizliğe önlemeye yetmeyeceğini !) kayıtdışı ekonominin önünün kesilmesi. AB Üyeliğinin Türkiye’nin moderrnleşmesi için müthiş bir fırsat olduğunu da hatırlattı.


Türk-Fransız Ticaret Forumu gala Gecesi ve Türk-Fransız Ticaret Derneği 2010 Oskarları ödül töreninin önemli anlarını fotoğraflar ile yeniden yaşayalım (14.06.2010)

Türkiye-Fransa arasındaki diyaloğun iyileşmeye devam ettiği bu süreçte (Fransa’da başarıyla gerçekleşen Türkiye Mevsiminin katkılarıyla) ve ikili ekonomik ilişkilerin olumlu olduğu bu ortamda ( iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin 2010 yılının 1. üçlüğünde, 2009 yılının aynı dönemine göre % 35 artması ; Türkiye’deki fransız yatırımlarının her sene ortalama % 10 artması, 15 Haziran tarihinde « Invest in France » ajansının İstanbul’da açılışı), Derneğimiz, 14 Haziran tarihinde, 1. Türk-Fransız Ticaret Forumu Gala Gecesini organize etmiştir.

Fransa Büyükelçisi Ekselansları Sayın Bernard EMIE, Ubifrance Başkanı Milletvekili Sayın Alain Cousin ve 400’den fazla Fransız ve Türk Firma yetkililerinin hazır bulunduğu bu özel gecede, Derneğimiz, Türkiye-Fransa arasındaki canlı ekonomik ilişkileri, 2010 Oskarları ile ödüllendirdi ve :

• Fransız Firması FIVES, Türkiye’ye gerçekleştirdikleri başarılı ihracatlarından dolayı Dış Ticaret Oskarına
• Türk Firması TEMSA, Fransa’ya gerçekleştirdikleri başarılı ihracatlarından dolayı Dış Ticaret Oskarına
• Fransız Firması GRAS SAVOYE, Türkiye’de gerçekleştirdikleri başarılı yatırım çabalarından dolayı Yatırım Oskarına
• Türk Firması PRO-SER, , Fransa’da gerçekleştirdikleri başarılı yatırım çabalarından dolayı Yatırım Oskarına
• « Yılın Girişimcisi » Oskarına da Sayın Lucien ARKAS layık görüldü.

Oskar ödüllerini kazanan bu 5 Firmayı, Derneğimiz adına tekrardan kutluyorum.

Sizlerin de gördüğü gibi, bu OSKARLAR, ne en büyük yatırımları ne de en fazla ciroyu yapan firmaları ödüllendirmeye yönelik değildir. Asıl amaç İNOVASYON, DİNAMİZM ve GELİŞİM’e önem veren ve iki ülke ilişkilerine örnek uygulamaları ile katkıda bulunanları ödüllendirmektir.



Türk-Fransız Ticaret Forumunda büyük başarı

Ubifrance tarafından Derneğimiz, Fransa Dış Ticaret Danışmanları Türkiye bölümü, « Invest in Turkey » Ajansı ve DEİK ile ortaklaşa 14 - 16 Haziran tarihleri arasında düzenlenen 1.Türk-Fransız Ticaret Forumu 180 civarında şirketin 235 temsilcisini biraraya getirmiştir.

Bu forum büyük bir başarı ile tamamlanmıştır.

Forumda, katılımcılar iki gün boyunca 1400 bireysel randevu çerçevesinde biraraya gelerek görüşmelerini gerçekleştirmişlerdir. Uzmanlar eşliğinde, şirketlerin profesyonelleri ile tanışma imkanı bulup, ayrıca « networking » çalışmaları yapılmıştır.

Bireysel randevuların yanısıra, dört değişik konuda gerçekleştirilen atölye çalışmalarında sektörlerin olanakları ortaya çıkarılmış, işlerin pratiği ve çevre sorunları masaya yatırılmış, ticari işlemlerin ve de yatırımların finansman çeşitleri incelenmiş, ayrıca Türk ve Fransız şirketlerinin üçüncü ülkelerdeki işbirliği olanakları tartışılmıştır.

FORUMDAN SOMUT VERİLER :
- önceden hazırlanmış 1.460 bireysel randevu,
- 235 katılımcı
o 125 fransız katılımcı,
o 110 türk katılımcı.

- 180 şirket
o 94 fransız şirketi
o 86 türk şirketi

Forum esnasında, Türk ve Fransız şirketler arasındaki işbirliği potansiyelini ortaya çıkarıp kanıtlayan, şirketler arası birçok anlaşma imzalanmıştır. Lorraine Uluslararası Sanayi ve Ticaret Odasının eşlik ettiği delegasyondaki 5 Fransız Firmasına Derneğimiz tarafından bireysel randevu programı hazırlanmıştır.




Derneğimizin 125. yıl Gala Gecesi : Sayın Anne-Marie Idrac’ın huzurlarında güzel bir başarı

Türk Fransız Ticaret Derneğinin 125. yıl Gala Gecesi, katılanlar ve düzenleyenler tarafından büyük bir sükse olarak değerlendirildi. 25 Şubat’ta The Marmara Otelinde Fransa Büyükelçisi Ekselansları Sayın Bernard Emié’nin yüksek himayelerinde ve Türkiye’de resmi bir ziyaret için bulunan Fransa’nın Dış Ticaret Bakanı Sayın Anne-Marie Idrac’ın huzurlarında gerçekleşen bu gala gecesine 240 kişi katıldı,

Derneğimiz de kurucu üyelerinden olduğu Yabancı Ülkelerdeki Fransız Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği - UCCIFE’in 2007 yılında 100. kuruluş yılını kutladığını Başkanı Pierre-Antoine Gailly konuşmasında belirtti.. Bu Birlik, Paris’teki merkezinden Fransa dışında ki 114 Fransız Ticaret ve Sanayi Odasını idare ederek Fransa’nın birinci en büyük ticari ağını teşkil ediyor. 78 ülkede yerleşik olup, bünyesinde 450’si Türkiye’den olmak üzere 25.000 firmayı barındırıyor.

Dernek Başkanımız Eşref Hamamcıoğlu ise “Hergün gerçekleşecek bir olay olmadığında, 125. kuruluş yıldönümümüzü kutlamaktan gurur duymaktayız. Evet, bir zamanlar 30.000 Fransızın yaşadığı bu Osmanlı şehrinde Derneğimizin Fransız ve Türk girişimciler tarafından 1885 yılında kurulmasının üzerinden iki asır geçmiştir” diye hatırlatmıştır.

Ve arkadan Sayın Bakan’a hitap ederek “ Dernek Başkanlığım esnasında Sizi burada iki defa ağırlayabilme şansı ve görevi beni gururlandırmıştır. İlki 2008 yılında Türk Fransız Ticaret Oskarlarını dağıttığımız gece; ve ikincisi bu gece Derneğimizin 125. yıl Gala Gecesidir, (...) bu da geceye ayrı bir önem kazandırmıştır. Ziyaretiniz Türkiye’ye, Türk- Fransız ilişkilerine ve Derneğimize verdiğiniz önemin de bir kanıtıdır.”

Sponsorlara, üyelere ve Derneğimizin işbirliği içinde olduğu çeşitli ortaklarımıza teşekkür ettikten sonra devam eden Başkan: “Umarım birkaç hafta sonra benim görevime seçilerek geçecek olan arkadaşımda Derneğin bana sunduğu ayrıcalığı ve onuru görür ve de 125 yıldır uzun yollar ka eden Derneğin Üyelerine hitap etme şansına erişir. Yani… Bir kere daha... Beni iki senedir Üyeliğiniz, yaptığınız sponsorluklar, fakat en çok da varlığınız ve katılımlarınızla destekleyen Sizlere teşekkür ediyorum. Büyük bir heyecanla Sizlere teşekkürlerimi yineleyip veda ediyorum.”

Sayın Anne-Marie Idrac Fransa ile Türkiye arasında ki ve 2009’da Türkiye’de, Avrupalı ülkelerin yaşattığı krizden daha az şekilde etkilenmiş olan Fransa ile krize meydan okuyarak 10 milyar’a yükseltilen ticari ilişkilerin durumundan mutlu olduğunu, Türkiye’de çok önemli bir rakam olan 300 000 kişiye istihdam yarattıklarını söyledikten sonra, Türkiye ile ticari ilişkilerinden çok memnun olduğunu ve « bir kuruluş yıldönümünün kutlanması aynı zamanda kendini öne atarak, tedarikçi - müşteri ilişkisinden öte, Fransa’nın Türkleri Fransa’da yatırıma özendirmek isteğidir. » Ayrıca fırsattan istifade ederek bir ay sonra İstanbul’da yatırımlar ülkesi Fransa’nın tanıtımı için kurulacak « Invest in France » ajansının duyurusunu da yaptı. (Le Petit Journal)

TURKUAZ gurubunun konseri ile son bulan bu gecede Tüm katılanlara, 125. yıldönümü için Mimar Sinan Üniversitesi – Güzel sanatlar bölümü talebeleri tarafından hazırlanmış olan özel LOGO’nun da tanıtımı yapıldı. Bu bağlamda ayrıca Dernek, logosu seçilen Elif ERGÜR’e AİR France tarafından hazırlanmış İstanbul- Paris gidiş- dönüş uçak bileti ile Paris’te 3 gece otel konaklamasını ödül olarak verdi.
• Türkiye’yi, Türk pazarının cazibesini ve Derneğimizin faaliyet ve hizmetlerini içeren tanıtım filminin ilk ve özel gösterimi katılanların beğenisine sunuldu ;
• Ubifrance ile Derneğimiz arasında müşterek sinerjileri geliştirmek, müşterek ağları canlandırmak, Fransız şirketlerinin Türk pazarındaki girişimlerinde, yerleşmelerinde veya Türkiye’de ki çalışmalarda etkinliğini arttırmak için işbirliği anlaşması imzalandı ;
• CCEF’in Türkiye ayağı, Ubifrance, « Invest in Turkey », DEIK (Türkiye - Dış Ekonomik ilişkiler konseyi) ve Derneğimiz ile müştereken Istanbul’da 14 - 16 Haziran tarihleri arasında yapılacak olan Türk - Fransız forumunun duyurusu yapıldı. Bu B2B forumun hedefi Türk ve Fransız şirketlerinin ticari faaliyetlerini geliştirip kolaylaştırmak yanında yeni projeleri de geliştirmektir. (ticari, teknik, mali ve yenileyebilen…) (Bakınız Sayfa 15 teki makale)

Bu gece aslında ekonomik işbirliğine fazlasıyla hizmet etmiştir. Bu kriz döneminde, ticaretin içinde ki herkesin ve hep beraber geleceği daha iyi karşılamak için kemer sıkmak durumunda kaldıkları bir dönemde bu büyük bir sembol olmuştur.