LES RDV DE L’ÉCO – Sephora Türkiye genel direktörü Beyhan Figen ile röportaj

www.lepetitjournal.com/Istanbul ile Türk-Fransız Ticaret Derneği (CCFT) arasında Ekim 2009’da doğan işbirliği çerçevesinde gerçekleştirilen söyleşidir. Her ay, www.lepetitjournal.com/istanbul ve www.ccift.com mecralarında ve CCFT’nin aylık bülteni "Les Nouvelles de la Chambre" da bir kuruluşun  veya girişimcinin portresi yayınlanmaktadır

 

Beyhan Figen, Fransız mağaza zinciri 2007 yılında Türkiye pazarına girdiğinden beri Sephora Türkiye'nin başında. Şu anda Türkiye'de otuz şubesi bulunan Sephora, şube sayısının iki katına çıkararak Türkiye'de kozmetik sektöründe pazar lideri olmayı hedefliyor.

 

Lepetitjournal.com Istanbul: Sizi Sephora Türkiye'nin başına taşıyan kariyer yolculuğunuzdan bahseder misiniz?

Beyhan Figen: İstanbul Üniversitesinde İngilizce İşletme eğitimi aldım. Mezun olduktan ve birkaç küçük iş deneyiminden sonra, bundan yirmi yıl önce, 1996 yılında Eczacıbaşı'na girerek kozmetik sektöründe çalışmaya başladım. İki yıl boyunca ürün direktörlüğü yaptım. Daha sonra, L'Oréal'de çalışmaya başlayarak lüks kozmetik piyasasına adım attım. Burada sekiz yıl boyunca çeşitli pozisyonlarda çalıştım ve birçok sorumluluk aldım. Bunlar ilk başlarda marka yönetimi gibi sorumluluklarken, daha sonra mesela pazarlama direktörlüğüne kadar ilerledim. Ardından, 2007 yılında Türkiye pazarına girdiği sırada Sephora'da çalışmaya başladım. En baştan itibaren şirket direktörü konumundayım. Şu ana dek kat ettiğimiz yoldan dolayı çok mutluyum ve elde ettiklerimizden gurur duyuyorum. Okulu bitirdikten sonra, pazarlama alanında kariyer yapmaya kararlıydım; ancak dürüst olmak gerekirse kozmetik sektörünü özel olarak seçmedim. Aslında birçok genç kadın gibi benim de hayallerimde olan bir sektördü yine de. Bugün, bu kadar dinamik bir alanda yer aldığım için ne kadar şanslı olduğumun farkındayım.

 

Sephora Türkiye'nin geçmişinden, çalışmalarından, genel yapısından bahsedebilir misiniz?

Sephora Türkiye pazarında 2007 yılında İstanbul'da ilk mağazasını açarak adım attı. Bir yıl içinde Ankara ve İzmir'deki ilk şubelerimizi de açmıştık. Üç yıl sonra da Antalya'daki ilk şubemizi açtık. Başlangıçta Türkiye pazarında hedeflediğimiz dört temel bölge vardı: İstanbul, Ankara, İzmir ve ülkenin güneyi. Bu güney bölgesinde şimdi Adana ve Mersin'de de şubelerimiz var. İlk baştan itibaren misyonumuz, kendimizi 1980li yıllardan beri Türkiye piyasasında yerleşik bulunan rakiplerimizden ayıracak bir yol izlemekti. Konsept tasarımımızdan teşhir tanzim uygulamalarımıza kadar her şey farklı olacaktı. Örneğin, daha önceden Türkiye'de kozmetik mağazaları markalara göre düzenleniyordu. Biz, müşterilere daha iyi hizmet vermek ve alışverişlerini kolaylaştırmak için reyonlarımızı ürün tipine göre düzenlemeye karar verdik. Yaptığımız her şeyde Sephora'nın kendine özgü damgasını korumaya çalışıyoruz.

Şu anda 27 mağazamız var. En yenilerini İstanbul'da Kanyon alışveriş merkezinde ve Nişantaşı mahallesinde açtık. Bu iki şubesiz uzun zamandır hedeflerimiz içindeydi; müşterilerimizin de beklediği bir şeydi üstelik.  Ocak ayında İzmir'de, Ankara'da ve Bursa'da olmak üzere üç yeni şube daha açacağız. Bursa'daki şubemiz bu şehirdeki ilk mağazamız olacak aynı zamanda. Yani bir ay içinde Sephora'nın Türkiye'de 30 şubesi olmuş olacak.

 

Gelecekte ne gibi hedefleriniz var?

İsteğimiz, önümüzdeki sene Türkiye piyasasında lider konumuna gelmek. Şu anda İstanbul'da 14 mağazamız var. Bu şehirde 30 şubeye sahip olacak potansiyelimiz olduğunuz düşünüyoruz. Hedefimiz bu; ancak bu hemen gerçekleşmeyecek. Kendimize 5 yıllık bir süre belirledik bu konuda. Türkiye'de yılda dört yeni şube açarak toplamda 60 şubeye ulaşmak istiyoruz. Gelecekte aynı zamanda İnternet üzerinden satış olanaklarını da geliştirmek isteriz.

 

Sephora bir Fransız markası. Bu durum sizin pazarlama stratejilerinizi etkiliyor mu?

Bu kavramın bile Fransa'da yaratıldığı düşünülürse, güzellik piyasasında Fransız markası olmak bir avantaj. Ancak dürüst olmak gerekirse Sephora bugün her şeyden önce bir dünya markası. Dünyanın dört bir yanında mağazalarımız var. Ürünlerimizin büyük çoğunluğu Fransız markaları; ancak aynı zamanda çok sayıda Amerikan markası ve giderek artan sayıda Kore markası da satıyoruz. Özellikle de cilt bakımı konusunda Kore bir piyasa lideri konumunda. Türkiye'deki müşterilerimize Sephora hakkında ne bildiklerini veya düşündüklerini sorarsak, ilk akıllarına gelen Fransa menşeili bir mağaza zinciri olduğumuz olmayacaktır bence. Elbette insanların bundan haberi var. Özellikle de en ünlü mağazamız olan Champs-Elysées şubemizi ziyaret etmiş olanların.  Ancak pazarlama stratejimizi özellikle Fransız markası olmamız üzerine kurduğumuz söylenemez. Dahası, başka birçok lüks tüketim markası da Fransız. Tüm ülkelerdeki müşterilerimize seslenmeye çalışıyoruz. Küreselleşme çağında yaşadığımızdan, bir dünya markası olmamız gerekiyor.

 

Türkiye'de lüks tüketim ürünlerinden alınan vergiler Sephora için bir sorun oluşturuyor mu?

Evet, bu durum bizim için çok büyük bir sorun. Bu verginin lüks tüketim mallarından alındığı söylense de aslında sadece kozmetik ürünlere etki ediyor; çünkü örneğin tekstil, deri ürünleri veya mücevherden alınmıyor. Bizim ürünlerimizden yaklaşık %22 vergi alınıyor. Bu bizim önümüzü tıkayan bir şey ve yalnızca lüks ürünlerle de sınırlı kalmıyor. Bu başlık altında, sattığımız bazı sabunlar bile bu vergi kapsamına giriyor. Ne yazık ki bu vergiyi ürünlerimizin satış fiyatlarına yansıtmak zorunda kalıyoruz. Bu nedenle Türkiye'deki fiyatlarımız Avrupa'daki fiyatlarımızdan daha yüksek.

Kısa bir süredir de ikinci bir büyük sorunla karşı karşıyayız. Türkiye, herhangi bir sebep vermeden taksitle kozmetik alımını yasakladı. Yani artık müşterilerimiz, Türkiye'de yaygın olarak yapıldığı gibi aldıkları ürünlerin parasını birkaç seferde ödeyemeyecek. On beş yıl önce kozmetik sektörü bu sistemin gelişip yaygınlaşmasına büyük oranda izin vermişti. Şimdi kozmetik sektörü için oldukça endişeliyiz; çünkü Türkiye'deki satışların %15'i taksitli olarak gerçekleştiriliyordu. 

 

Türkiye'deki insanların bakım alışkanlıklarından bahsedelim. En çok sattığınız ürünler nelerdir?

Makyaj ürünlerinin satışları giderek artıyor. Bunu büyük oranda sosyal medyaya ve sayıları giderek artan moda ve güzellik bloggerlarına borçluyuz. Biz de makyaj alanında geniş bir ürün yelpazesi sunuyoruz. Bu sektörün potansiyelinin farkındayız. Ancak hacim olarak değil ama değer olarak en önde gelen alanımızın kesinlikle cilt bakımı.  

 

Halbuki Türkiye'de birçok kadın cilt bakımında geleneksel yollara başvurmayı sürdürüyor...

Elbette, bazı kadınlar geleneksel tariflerle cilt bakımı yapmayı tercih ediyor; kozmetik sektörünün Türkiye'ye ancak 1990lı yıllarda, Avrupa'dan çok daha sonra geldiğini unutmamak gerek. Kullanılan yöntemler sürekli değişiyor. Bu noktada çok büyük bir potansiyel var. Ekonomik düzeyin ve eğitim seviyesinin artmasıyla beraber nüfusun bir bölümü daha kozmetik sektörüne yönelecek.

 

Giderek daha fazla Türk estetik ameliyat yaptırmaya başladı. Bu durumu size karşı bir "rekabet" olarak görüyor musunuz?

Tam tersine, bu durum insanların kendilerine baktıklarını gösteriyor. Makyaj ve estetik ameliyat birbirlerine ters şeyler değil. Birbirlerini tamamladıkları bile söylenebilir. Ameliyatla makyajın sağladıklarına, makyajla da ameliyatın sağladıklarına erişemezsiniz. Eğer cildinize iyi bakmazsanız, olduğunuz ameliyatın sonuçlarını yeterince gösteremezsiniz...

 

Türkiye Çin'in ardından dünyadaki en büyük taklit ürün piyasasına sahip. Bunun karşısında ne yapıyorsunuz?

Bu da elbette varlığının farkında olduğumuz önemli bir sorun. Yaklaşık altı ay önce, 3,5 milyon şişe sahte parfüm Avrupa'ya ihraç edildi. Bu, Türkiye'de yerel pazarda lüks sektöründe satılanın üç katı! Böyle sahte parfümler Avrupa'nın neredeyse her yerinde satılıyor. Daha sonra bir kısmı Türkiye'ye geri gelerek paralel bir piyasa oluşmasına neden oluyor. Ne yazık ki, kanunlar bize bununla mücadele etmek için pek geniş olanaklar sağlamıyor. Markaların kendilerinin şikâyette bulunması gerekiyor.

Türkiye'deki yasalar taklit mallarla mücadele için gereken tüm yolları açıyor denemez. Yasa, Avrupa'da bazı ülkelerde olduğunun aksine, taklit malların müşterilerine ceza verilmesini öngörmüyor. Bir taklit ürün atölyesi bulunursa, atölye sahibinin elinden altı aylığına alınıyor. Daha sonra, bu altı ay içinde hiçbir firma şikâyette bulunmazsa, atölye bu kişiye geri veriliyor. O da rahatsız edilmeden ve çok da fazla cezalandırılmadan işine devam edebiliyor... 

 

Söyleşiyi yapan Éric Taver et Solène Permanne (www.lepetitjournal.com/istanbul)  - 28 Aralık 2016

 

Türkçe çeviri : Kardelen Kala

Takvim

< September 2018 >
Mon.Tue.Wed.Thu.Fri.Sat.Sun.
1
2
3
4
5 6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25 26
27
28
29
30

Kurumsal Üyelerimiz

    • A.RAYMOND
    • ACCOR
    • AIR LIQUIDE
    • ALD
    • ALES GROUPE
    • ALSTOM
    • ARCELOR MITTAL
    • ARIS ALİ RAİF
    • ARKAN ERGİN
    • ARKAS
    • ARKEMA
    • AROMSA
    • AXA
    • AXA PARTNERS
    • BAYLAS OTOMOTİV
    • BEL
    • BNP CARDIF
    • BPO
    • BURLA
    • CARREFOUR SA
    • CLUB MED
    • CMA CGM
    • CNR FUARCILIK
    • COFACE
    • CROCODİLY
    • DANONE
    • DASSAULT
    • DECATHLON
    • DEMAK
    • EDENRED
    • EFI
    • ENGİE
    • ESAS
    • ETAM TÜRKİYE
    • EY TURKIYE
    • FLEETCORP
    • FREYSAŞ
    • GAGE
    • GEFCO
    • GIDE LOYRETTE NOUEL
    • GROUPAMA
    • GROUPE ATLANTIC
    • GROUPE SEB
    • GUNES SIGORTA
    • GlobalMD
    • HALAMAN
    • HAPPYPEOPLEPROJECT
    • HAS GIDA - PANDA
    • ISTANBUL EKSPRES
    • IŞIKLAR AMBALAJ
    • KAVAKLIDERE
    • KLEPİERRE
    • L'OREAL
    • LEGRAND
    • LESAFFRE
    • Louis Vuitton
    • MECAPLAST
    • METRO GROSMARKET
    • MILITZER MUNCH
    • MTM
    • MULTİNET
    • Mövenpick Hotel Ankara
    • MİCHELİN
    • NART SİGORTA
    • NEXANS TÜRKİYE
    • NOVARES TURKEY
    • OBERTHUR
    • ONDULİNE
    • OPTICAL SUPPLIES
    • ORFİN FİNANSMAN
    • OYAK RENAULT
    • PERNOD RICARD
    • PEUGEOT
    • POLIN
    • POSTACIOĞLU HUKUK
    • PRODEX
    • PROFILO
    • Publicisone
    • RAPAK
    • RENAULT
    • RENAULT TRUCKS
    • RES ANATOLİA
    • RODA PORT
    • SANOFI
    • SAİNT JOSEPH LİSESİ EĞİTİM VAKFI
    • SAİNT-GOBAİN
    • SCHNEIDER
    • SEPHORA
    • SGS
    • SOCİETE GENERALE
    • SODEXO
    • SOFRA GRUP
    • SYSTRA
    • Steinweg Levant
    • SÜTAŞ
    • TAV AİRPORTS
    • TBWA
    • TEB
    • TEB ARVAL
    • TEKNİKEL
    • THALES
    • TOTAL
    • TREDIN
    • TREDİN TEKSTİL
    • ULUDAG
    • VALEO
    • VEOLIA
    • VYGON
    • YAMATA YATIRIM İNŞAAT
    • YENASOFT
    • İC İÇTAŞ
    • İNTERTEK
Csm photo bareli facade2012 c5110f6529

Ayazma Dere Cad. Pazar Sok.
No:2-4 Bareli İş Merkezi K:2
Gayrettepe - Beşiktaş
34387 Istanbul / Turquie
Tél. +90 212 249 29 55 - 56 
Fax. +90 212 252 51 75
E-mail: ccift@ccift.com  

© 2018 CCI FRANCE TURQUIE